Kimse bize her zaman iyi gelmek zorunda değildir.
Alıntı
Doğaya Başvurma Safsatası
Bu, ‘doğaya başvurma safsatası’ olarak bilinen bir düşünme hatasına örnek. Bir davranışın doğada görülmesi, onun insanlar için doğru veya sağlıklı olduğunu göstermez. Kediler de popolarını yalıyor; doğal olması bunu bize tavsiye etmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Bir iddianın değeri, ne kadar doğal olduğuyla değil, bilimsel kanıtlarla ne ölçüde desteklendiği ve eleştirel düşünce süzgecinden geçirildiğinde ne kadar ayakta kalabildiğiyle değerlendirilmelidir.
Bibliyosmia
Reklam
‏حسبنا الله ونعم الوكيل... Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.
1000Kitap
bedenin gölgesindeki düşünce kırıntıları
Bizler aslında birbirinden çok uzak gerçeklerin içinde yaşayan, birbirine sandığımız kadar benzemeyen insanlarız. Konuşurken karşımızdakinde bize aitmiş gibi duran küçük düşünce kırıntıları yakalıyoruz yalnızca; bir cümlenin içinde, yarım kalmış bir suskunlukta, ansızın söylenmiş basit bir sözde kendi içimize benzeyen bir parça görüyoruz ve çoğu zaman buna yakınlık diyoruz. Belki de insanı insana yaklaştıran şey büyük benzerlikler değil, bütün o yabancılığın ortasında tesadüfen karşılaştığı küçük ortaklıklardır. Ama bu yakınlığı yalnızca düşüncelere bağlamak da fazlasıyla temiz, fazlasıyla masum bir yalan olur. Dış görünüşün, bedenin, yüzün, bakışın, sesin, bir insanın varlığını taşıma biçiminin etkisi sandığımızdan çok daha büyüktür. İnsanlar çoğu zaman düşüncelerinize âşık olmaz; onlara hayran kalır, onları ilginç bulur, belki kendinden bir şey yakaladığı için size yaklaşır, fakat arzunun başladığı yer daha çıplak, daha dürüst ve daha acımasızdır. Dış görünüşe âşık olurlar, bedeni arzularlar, dokunma ihtimalinin etrafında dönüp dururlar. Bunu kabul etmek istemeyiz; sevgiyi daha yüce, daha ruhsal, daha derin bir yere koymak isteriz. Oysa insan bazen bir düşünce kırıntısıyla yaklaşır, bir bedene duyduğu arzuyla kalır. Diyojen
1000Kitap
Bazen bize iyi gelmeyen ama alıştığımız, içinde bulunduğumuz ilişki, çalıştığımız iş gibi şeyleri bırakmak zor gelebilir. Sana iyi gelmeyen bir şeyi fark etmek ve ondan uzaklaşmayı düşünmek kendine verdiğin bir destek olabilir ve sana yeni alanlar açabilir. Bugün, seni yoran bir şeye biraz daha dürüstçe bakmayı dener misin? 🌻
Teyit edilmemiş gerçeklik iddiaları, epistemik sorumsuzluğun ve manipülasyon holiganlığının en yaygın tezahürlerinden biridir. Bir önermenin hakikat değeri, tekrar edilme sıklığından değil; doğrulanabilirlik, yanlışlanabilirlik ve bağımsız delillerle desteklenebilirlik derecesinden doğar. Hukukun masumiyet karinesi, bilimin kanıt yükümlülüğü ve felsefenin eleştirel muhakemesi aynı medeniyet ilkesinin farklı tezahürleridir: İddia eden ispatla mükelleftir. Söylentinin hüküm sürdüğü yerde linç kültürü, önyargı ve bilişsel safsatalar çoğalır; delilin hüküm sürdüğü yerde ise adalet, nesnellik ve entelektüel emniyet yeşerir. Bu sebeple teyitsiz kanaatlerin mutlaklaştırılması, yalnızca bilgi kirliliği değil; aynı zamanda kamusal aklın tahribi ve epistemik adaletin ihlalidir. Bilim, metodolojik şüpheciliğin; hukuk, usul güvencesinin; felsefe ise kavramsal tutarlılığın muhafızıdır. Üçü birlikte, insanı zan despotizminden ve algı mühendisliğinin manipülatif labirentlerinden koruyan bir hakikat ekosistemi oluşturur. Ansiklopedik bilgi geleneği bize şunu öğretir: Bir bilginin yaygın olması onun doğru olduğunu, duygusal olarak ikna edici görünmesi ise onun gerçek olduğunu göstermez. Hakikat, popülerliğin değil; delilin, tutarlılığın ve sınanabilirliğin evladıdır. Bu nedenle teyit edilmemiş gerçeklik iddiaları manipülasyon holiganlığına, teyit edilmiş bilgi ise epistemik emniyet medeniyetine hizmet eder. Masumiyet karinesi hukukun vicdanı, kanıt bilimin omurgası, eleştirel muhakeme felsefenin haysiyeti ve hakikat arayışı insanlığın ortak ahlâkî mesuliyetidir.
Reklam
Reklam