Puan vermedi·344 syf.·
2026 61. kitabı
Women’s Prize for Fiction 2026’yı Virginia Evans’ın “Muhabbet” romanı kazandı. Kitabı geçen hafta okumuş ve üzerine notlar almıştım. Paylaşmak bugüne kısmetmiş. :) Ödüller bazen bir kitabı olduğundan büyük gösterebilir, bazen de hak ettiği ilgiyi görmesini sağlar. “Muhabbet” ise bence ikinci gruba dahil. Romanın merkezinde yetmiş üç yaşındaki Sybil Van Antwerp var. Ancak onu alıştığımız şekilde tanımıyoruz. Bir anlatıcı bize Sybil’i anlatmıyor, Sybil de oturup hayat hikâyesini anlatmıyor. Onu yazdığı mektuplardan tanıyoruz. Çocuklarına, arkadaşlarına, eski sevgililerine, yayınevlerine, kurumlara, kısacası hayatına değmiş herkese yazdığı mektuplardan. Bu tercih ilk başta biraz yapay geldi bana. Çünkü mektup romanları çoğu zaman karakterlerin konuşmasından çok yazarın zekâsını sergilediği metinlere dönüşebiliyor. Fakat Evans’ın başarısı burada ortaya çıkıyor. Bir süre sonra mektupların kurmaca bir teknik olduğunu unutup gerçekten yaşlı bir kadının yazışmalarını okuyormuş hissine kapıldım. :) Evans yaşlılığı romantikleştirmeden anlatmış. Mesela Sybil bilge bir büyükanne figürü değil. :) Geçmişte yaptığı hataları yanında taşıyan, bazı insanları kırmış, bazı insanları da affedememiş biri. Roman boyunca aslında büyük bir olay yaşanmıyor. Yaşanan şey, bir insanın kendi hayatının dökümünü çıkarması. Kitap boyunca mektupların giderek bir iletişim aracından çıkıp itiraflara dönüştüğünü hissediyorsunuz. Sybil başkalarına yazdığını düşündüğü her mektupta biraz da kendine yazıyor. Romanın asıl meselesi de burada ortaya çıkıyor sanırım. İnsan başkalarına ne anlatırsa anlatsın, sonunda dönüp dolaşıp kendi hikâyesiyle karşılaşıyor. :) Women’s Prize ödülünü almasının ardından daha çok okura ulaşacağını düşünüyorum. Bana kalırsa bunu hak eden bir roman. Tavsiyemdir.
1000Kitap
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202647 okunma
Livaneli
Puan vermedi·192 syf.··
2026 3. kitabı
Ah Livaneli, aşkı en derinlerde hissettiren yine ilmek ilmek işleyen, bir romanı daha bize sunmuş. Seve seve okuyarak bitirdiğim bir kitap daha ekledim kütüphaneme. Sizlere de tavsiye ederim
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Reklam
Pipo Dumanı, Geveze Bir Köpek ve İstemeden Yazılan Bir Destan
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
Tolkien dendiğinde zihnimizde hemen puslu dağlar, kadim elfler, trajediyle yoğrulmuş krallar ve dünyanın kaderini omuzlarında taşıyan yorgun yüzük taşıyıcıları canlanır, değil mi? Oysa Ham'li Çiftçi Giles, o ağırbaşlı ve görkemli epik dünyanın yüzüne muzipçe gülümseyen; yanakları al al, göbeği hafifçe öne çıkmış, elinde piposuyla şömine başında oturan sevimli bir akraba gibi. Onu okurken, yazarın kendi yarattığı o devasa mitolojinin ağırlığından bir anlığına sıyrılıp, sadece eğlenmek için kalemi eline aldığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu kısacık hikâyede kahramanlık, asil bir kanın ya da ilahi bir seçilmişliğin değil; tamamen tesadüflerin, birazcık sağduyunun ve bolca "aman tadımız kaçmasın" endişesinin bir ürünü. Giles, dünyayı kurtarmak isteyen biri değil. O, tarlasını sürmek, edebiyat tarihinin en korkak ama en abartılı konuşan köpeklerinden biri olan Garm ile didişmek ve rahat koltuğunda pineklemek istiyor. Fakat kaderin (veya yanlışlıkla ateşlenen eski bir tüfeğin) onun için çok daha ironik planları vardır. Kitabın sayfaları arasında gezinirken yüzümden o sıcacık, hınzır tebessüm hiç eksik olmadı. Tolkien, bir dilbilimcinin ince zekâsıyla eski şövalye masallarını, saray dalkavukluklarını ve kibirli ama işlevsiz kralları öyle tatlı, öyle iğneleyici bir dille tiye alıyor ki, hayran kalmamak elde değil. Hele o meşhur ejderha Chrysophylax! Smaug’un o kan donduran haşmetinden ziyade; pazarlık yapmayı seven, canı tatlı, kurnaz ama bir o kadar da tuhaf bir şekilde "esnaf" zihniyetli bir sürüngen var karşımızda. Giles ile ejderha arasındaki o absürt, adeta iki tüccar edasıyla yapılan diyaloglar, eserin mizahi zirvelerinden biri. Metin boyunca satır aralarından bize şu gerçek fısıldanıyor adeta: Şatafatlı kılıçlar, yaldızlı mektuplar ve yüksek perdeden edilen
İnceleme
Ham'li Çiftçi GilesJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20181,074 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:26
Virginia Evans, çok sesli bir koro gibi yönettiği bu romanda, her karaktere ayrı bir soluk ve ayrı bir hitabet tarzı kazandırmayı başarmış. Çevirinin pürüzsüzlüğü de bu seslerin bize en doğal haliyle ulaşmasını sağlıyor. Hikayenin merkezinde yer alan Sybil Van Antwerp, ilk bakışta mesafeli, keskin zekalı, kuralcı ve hatta biraz inatçı bir profil çiziyor. Hukuk dünyasında kendine yer açmış, döneminin önyargılarına meydan okumuş bu güçlü duruşun ardında, aslında zamanla derinleşen bir yalnızlık ve taşınması güç sessiz fırtınalar gizli. Onun yazdığı ve aldığı her mektup, bir kadının hayata karşı ördüğü duvarların arkasına bakmamızı sağlıyor. Roman, 1955 yılından başlayıp 2012 yılına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Bu süreçte sadece Sybil'in kişisel tarihine değil, koca bir ailenin büyüme sancılarına, kayıplarına, sevinçlerine ve hüzünlerine de ortak oluyoruz. Kitap boyunca karşımıza çıkan çok sayıda karakter ilk etapta zihni biraz yorsa da, sayfalar ilerledikçe her biri hayatımızdan bir komşuya, bir dosta dönüşüyor. Sybil'in evlat acısıyla yüzleşme biçimi, yası ve suçluluk duygusunu taşırken gösterdiği o sessiz direnç insanı derinden etkiliyor. Yazar, karakterini kusursuz bir kahraman olarak sunmuyor. Sybil hatalarıyla, pişmanlıklarıyla, bazen haksız çıkışlarıyla ve çokça da hayat dolu alaycılığıyla tamamen kanlı canlı bir insan. Onun edebi eleştirileri, kitap okumayanlara karşı takındığı o tatlı sert tavır ve çevresiyle kurduğu mektup köprüleri, öyküyü melodramatik bir hüzünden kurtarıp nefes alan bir gerçekliğe kavuşturuyor. Bu kitap bittiğinde, okuyucunun içinde kalan şey sadece iyi bir kurgu okumuş olmanın tatmini olmuyor. İnsanın içinden hemen bir kağıt kalem kapıp, uzun zamandır aramadığı bir dosta, uzaklardaki bir akrabaya içini dökesi geliyor.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202647 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Sakin, nazik nazik derdini anlatan bir kitap Gri Arılar. Süssüz, gösterişsiz bir dille insanı yormadan eşlik ediyor bize.Okumadan önce ıssız bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm ama öyle olmadı.Sergeyiç Ukrayna ve Rusya yanlısı ayrılıkçıların savaşı arasında gri bölgede arıları ile yaşayan eşi ve kızından ayrılmış bir adam.Köyde sadede eskiden beri hiç anlaşamadığı Paşka ile kalmıştır.İki arkadaş ayrı tarafları seçse de aralarındaki gerginlik zamanla başka bir duruma evriliyor.Biz gri bölgede savaşın ayak seslerinin eşliğinde, bombaların, silahların uğursuz seslerinin gölgesinde dönemin kirli havasını sokuyoruz.Ama sonra bir yolculuk hikayesine evriliyor olay. Sergeyiç'in gittiği yerlerde gördüğü muamele, yaşadığı maruz kaldığı, tanık olduğu şeyler ülkenin durumu, zihniyeti ile ilgili çok şey anlatıyor.Sergeyiç ile yolun stresini yüreğinizde hissediyorsunuz. Gittiği yerlerde bambaşka gerçekleri sunuyor bize. Ama Paşka ve orada tanıştıkları askerler, Sergeyiç'in gri bölgede yaşadıkları da ateş hattında kalmanın zorluklarına tanık ettiriyor bizi. Çağdaş Ukrayna edebiyatından kaçırılmaması gereken bir eser. Umutsuz bir anlatı değil, etkileyici bir eser. Severek okudum ayrıca içinde bulunduğu atmosferi okura güzel solutuyor.@sirenkitap #griarılar #okudumokuyun #okudumbi̇tti̇
Gri ArılarAndrey Kurkov · Siren Yayınları · 202572 okunma
9/10
·312 syf.··
2026 37. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 02:29
Bir polisiye kitabının arka kapağını okuduğunuzda katilin ve cinayetin ilk baştan verilmesi, "Bütün sırrı bozdunuz, nasıl heyecanla okuyacağım?" hissi oluşturabiliyor. Fakat Keigo Higashino’nun dehası tam bu noktada devreye giriyor. Yazar bize "Katil kim?" sorusunu değil, kusursuz bir mantığın insanı nereye kadar götürebileceğini sorduruyor. Lafı hiç uzatmayan, pürüzsüz ve kelime israfından tamamen uzak olan bu akıcı tarz, okuyucuyu ilk andan itibaren içine çekiyor. Kitapta beni en çok yakalayan unsurlardan biri, dahi matematikçi Ishigami’nin lise sınıfındaki o muazzam duruşu oldu. İsyankar bir öğrenciye türev ve integrali motosiklet yarışı üzerinden anlatırken aslında harika bir pedagojik ders veriyordu: Öğretmenin amacı öğrencileri zorla bir kapıdan sokmak değil, onlara o kapının varlığını gösterip bir seçenek sunmaktır. Her yıl karşısındaki öğrencinin ilgi alanına göre örneklerini şekillendiren bu adam, sadece formüllerin değil, insanların ve olasılıkların da denklemini kurabiliyor. Polisin adımlarını beş adım önceden hesaplayan bu soğukkanlı zekayı izlemek müthiş bir keyifti. Profesör Yukawa ile Ishigami arasındaki satranç maçını andığan o akıl oyunları, hikayeyi son ana kadar soluksuz bir tempoda tutuyor. Kusursuz bir cinayet planı izlediğimizi sanırken, finalde karşımıza çıkan o sarsıcı tablo ise tüm ezberleri bozuyor. Son sayfalarda anlıyoruz ki bu hikaye soğukkanlı bir suç organizasyonu değil; saf, hesapsız ve insanı derinden sarsan trajik bir adanmışlıkmış. Ishigami’nin hayatındaki yegane ışık olan insanlar için kendi varlığını ve geleceğini tamamen silme pahasına göze aldığı o büyük fedakarlık gerçekten yürek burkuyor. Bir dâhinin muazzam mantığı kalbinin duygusal yükü altında ezilirken, polisiye edebiyatının en hüzünlü ve unutulmaz finallerinden birine imza
ŞüpheliKeigo Higashino · Athica + Nox Yayınları · 2025167 okunma
Reklam
Reklam