Eski eşinden kaçan Yasuko Hanaoka, izini kaybettirdiğini düşünür. Ta ki, adam bir anda ortaya çıkana kadar. Kapıya dayanıp kızını tehdit etmesi bardağı taşırır. Yasuko’nun ailesini korumak için cinayet işlemekten başka çaresi kalmaz. Matematik öğretmeni olan komşuları İshigami, cesedi ortadan kaldırmanın yanı sıra, olayı adım adım nasıl örtbas edebileceklerine dair bir plan yapar. Kimliği belirsiz bir erkek cesedinin bulunmasıyla oyun başlar ama olağan şüphelilerin mazeretlerinde bir tutarsızlık vardır. Dedektif Kusunagi, aklındaki soruları çözmek fizikçi Yukawa’ya akıl danışmaya gittiğindeyse olaylar bambaşka bir hâl alır.
Salt polisiye okurlarının çok fazla yeniliğe açık olmadığı kanaatindeyim, işleyişte önem verdikleri birkaç durum haricinde olağanüstü beklentileri olmaz. Ancak her farklı deneyimin, damaklarında farklı bir tat bıraktığını bilirim. Bu kitapta, bu türde artık beni şaşırtacak bir kurgu kalmadı diyenlere özel olarak yazılmış gibi. Eksileri yok mu, elbette var. Dedektifin bir sivilden medet umması eleştirilecektir, vakayı baştan bildiğimiz için yalnızca ‘neden ve niçin’e odaklanmaya itilmemiz de memnun etmeyebilir ya da isimlerin fazlasıyla birbirine benzer olmasından kaynaklanan kafa karışıklığı gibi durumlar negatif algılanabilir. Ama tüm bunlar benim açımdan, çok renkli göz alıcı koca bir pastanın küçük bir dilimiydi yalnızca. Çok beğendim.
Not 1: Bu edebi psikolojik gerilim romanı Japonya’nın en prestijli ödüllerinden Naoki, Ödülü’nü kazanarak Japonya’da en çok satan kitaplar arasına girmeyi başarmış.
Not 2: Şüpheli X, Dedektif Galileo serisinin üçüncü kitabı gibi görünse de, ilk iki kitap kısa hikayelerden oluşuyor. Yani benim gibi içinizden sövmeye başlamadan önce iyi düşünün. Boğazın dokuz boğum olduğunu unutmayın. Bize roman haliyle, üçüncü