a.

a.
@bize_garip_derler
Şeyhim kainata alışamadım.. Öyle pis ve çarpık ki bu devrin kavramları Normalleştirmişler kötülüğü, bencil davranmayı O kadar aşağılık olmuş ki ademoğlu Artık insanlardan daha çok seviyorum evcil hayvanları
ONLAR DA İNSANDI.. YA DA BİZ ÖYLE SANDIK..
Puan vermedi·494 syf.··
2025 10. kitabı
"Merhametten ve iyilikten maraz doğar" atasözünün şekle bürünmüş haliydi bu kitap. "Kalplerinizi Türk kardeşlerinize açın, söyleyin onlara: Biz hayatta hiyanetlik nedir, küfür nedir bilmedik, deyin. Hak ve adalete inandık, deyin. Çalmadık, yakmadık, öldürmedik, düşmanlarımızın her zulmüne katlandık, deyin. Düşmanlarımızı da insan sandık ama başımıza neler getirdiler, deyin. Ne felâketlere uğradık. deyin. Anlatın, anlamalı onlar, bizim akıbetimize uğramak istemezlerse anlamalı onlar. Anlarlar." İvan'ı ilk gördüğü zaman Bekir ondan kaçmamış, onu yanından, toprağından kovmamıştı: Kim olursa, kılığı ne olursa olsun o da insandır, demişti. Bekir'in bu sözleri üstünde saatlerce durdum düşündüm. Birçok defa kendi kendime: "Kimbilir, belki de Bekir haklı!" dedim. Ama onların insanlara yaşattıkları acıları, yaptıkları hileleri, bir türlü doymak bilmeyen paylaşmak nedir bilmeyen hallerini, ayrımcılıklarını, nefretlerini gördükçe benim onlara "insan" demeye ağzım dilim varmadı Bekir amca.. Toprağa bağlılık, milli kimlik, direniş ve inanç temaları bu kitapta güçlü bir şekilde işlenmektedir. Bekir’in, Enver'in, Esma'nın vehahut başkasının ağzından dökülen sözler sadece bir köylünün serzenişi değil; yıkıma uğramış bir milletin, değerlerini kaybetmemek için verdiği varoluş mücadelesidir. “Canavar” simgesiyle betimlenen düşman, sadece fiziki bir yok edici değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir yıkımın temsilcisidir. Toprak, burada bir mülk değil; kutsal, yaşayan bir varlıktır. “Ben Bekir’in toprağıyım” cümlesiyle toprağın kişileştirilmesi, insanla bütünleşen bir vatan anlayışını gözler önüne serer. Bu bağlamda toprak, hem ana, hem yâr, hem de sonsuzlukla buluşulan yerdir. Toprak, geçmişin mirası, bugünün direnişi ve geleceğin umududur. Kitapta geçen “Sadece bir
Alıntı
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,472 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Birinin Ölmüş Olabileceğimi Anlaması Ne Kadar Zaman Alır?
Puan vermedi·132 syf.··
2025 8. kitabı
° "Yeryüzünde yaşadığın her mutlu an kederle ödenmek zorundadır" Son zamanlarda yaşlılığa, ölüme, belli bir yaşa geldiğimde hissedeceğim duygulara, sokakta gördüğüm yaşlıların davranışlarına, bana hikaseyini anlatan büyüklerime, bir anlık geçip giden hayata çok odaklanmıştım. Ve yaşlılık beni korkutmaya başlamıştı, bununla baş edemeyeceğimi düşünmeye başlamıştım çünkü hangi açıdan ele alırsam alayım olumsuzdu. Geçmişe özlem, yapamadıklarına pişmanlık, kaybettiklerine hasret, başında bir hastalık, çok yakınında da bir ölüm (yani son)var.. Tam bunları düşündüğüm günlerde de önüme bu kitap çıktı. Kasvetimi, hüznümü artırdı belki ama öğrenmek, bilmek, yüzleşmek gerekiyordu diye düşünüyorum. Yaşlılık, insan yaşamının kaçınılmaz bir gerçeği ve aynı zamanda en derin düşünceleri uyandıran bir süreç. Zamanın ağır yüküyle birlikte, bedenin ve zihnin değişimi, bireyin iç dünyasında kimi zaman korkulara, yalnızlık duygularına ve varoluşsal sorgulamalara yol açar. Bu dönem, çoğu zaman hayatın geçtiği ve geri dönülmez bir şekilde değiştiği bir anımsama haline gelir. Yalnızlık, yaşlılıkla birlikte sıklıkla hissedilen bir duygudur. Birey, toplumun sürekli değişen hızına ayak uyduramadığı için kendini yabancılaşmış, geride kalmış, unutulmuş hissedebilir. "Benim varlığım hala bir anlam taşıyor mu?" sorusunu, kendine sıkça sorar. Yazarın bu durumu tanımlayan birçok cümlesi var ama ben bir iki tanesini yazacağım: "Ben de birilerinin kapıyı çalmasını istiyorum, yalnızca ka­çıp gitmek için bile olsa.. " "Yaşlandığında yalnızca kediler ve güvercinler gelir yanına. İnsanlar ihtiyarların onlara gittiğini sanıyorlar ama öyle değil." Üstelik bunlara ölüm korkusu da eklenir. Birçok kişi ölümün yaklaştığını hissederken geriye dönüp bakar ve
Duygu ve Düşünce
Hızlandıkça AzalıyorumKjersti Skomsvold · Jaguar Kitap · 20152,308 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2024 6. kitabı
" İN͟S͟A͟N͟İ D͟U͟Y͟A͟R͟L͟I͟L͟I͟ĞI͟N͟ G͟ÖR͟K͟E͟M͟L͟İ D͟İR͟E͟N͟İŞİ " sanırım yabancıyız! 𝐁𝐮𝐲𝐮𝐤𝐛𝐚𝐛𝐚 𝐝𝐞𝐝𝐢 𝐤𝐢 𝐚𝐧𝐥𝐚𝐦𝐚𝐤 𝐠𝐞𝐫𝐞𝐤𝐢𝐫𝐦𝐢𝐬. 𝐀𝐦𝐚 𝐛𝐢𝐫𝐜𝐨𝐤 𝐢𝐧𝐬𝐚𝐧 𝐚𝐧𝐥𝐚𝐦𝐚𝐤 𝐢𝐬𝐭𝐞𝐦𝐞𝐳𝐦𝐢𝐬 𝐜𝐮𝐧𝐤𝐮 𝐚𝐧𝐥𝐚𝐦𝐚𝐤 𝐦𝐚𝐬𝐫𝐚𝐟𝐥𝛊 𝐢𝐬𝐦𝐢𝐬.. Kitap beni ağlattı. Gerçekten bir yüreği olduğuna inandığım ve hissedilerek okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Küçük Ağaç'ın hayatını kabaca iki şekilde değerlendirdim: Küçük yaşında kaybettikleri yönünden baktığımda gerçekten çok zorlu bir yaşama sahip çünkü herkesin ölümüne teker teker şahit oldu. Hem de onlara en ihtiyacı olduğu anda elinden kayıp gitmişlerdi... Fakat büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşadığı sürece hayatına kattığı şeyler, gördüğü sevgi ve doğa ile bütünleşmesi yönünden bakarsak işte bu kısım yaşamının en iyi olan tarafıydı. Hem ne demişler her zorlukla beraber bir kolaylık vardır öyle değil mi? Yaşama bir çocuğun gözleriyle bakmak nasıldır düşündünüz mü hiç? Dünyada olup bitenleri onun duygularıyla algıladığı biçimde yorumlamak.. Doğayla ve yaşamla kurulan ilişkide onun düşlerinden yola çıkmak.. Örneğin; ormanda dola­şırken rüzgarla söyleşmek, dağın homurdanışını ya da toprağın iniltisini duymak, mor menekşenin iç çekişini duyup hüzünlenmek.. Derelerin, pınarların şarkısına eşlik etmek, bir köpeğin ıslak gözlerindeki anlamı düşünmek... İnsan, doğanın bir parçasıdır. Geliştirdiği teknoloji sonucunda doğadan uzaklaşmıştır. Oysa yaşamın henüz başındaki çocuk, doğaya hala çok yakındır. Duygu ve düşünceleri, istek ve gereksinimleri doğrultusunda doğaldır ve yalındır. Yaşamak için beslenmeye gereksinimi vardır, bir de güven ve sevgiye. Gereksinimi olan besin kaynakları ve sevgi doğada fazlasıyla vardır.. Küçük Ağaç, bir Çeroki Kızılderilisidir. Öksüz ve yetim kalan 5 yaşındaki bu çocuk
Alıntı
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma