"
Benim o esen şiddetli rüzgâr
Elmas tanesi gibi parıldayan kar
Buğday tanesine vuran güneşim ben,
O sakin yağmurum, sonbaharı süsleyen.
Uyandığında sabahın sessizliğinde,
Benim, o gücü veren bedenine
Benim o sessizce çember çizen kuşlar,
Geceleri şefkatle parıldayan yıldızlar,
Gelme,mezarımın başına ağlamaya—
orada değilim ben
hayattayım, hayatta
"
Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde.