Beni çok yalnız bıraktın, anlıyor musun? Üstelik ben bu yalnızlığı senden gizleyeyim diye kıvranırken, sen beni avucunda tutmak azmiyle neler el atmadın. Beni, benim ruhumun hapishanesine tıkmak; beni, benim korkularım, benim utançlarımla bağlamak istedin. Seni ilk tanıdığım zaman, bende bulduğun bir zaaf anının hüviyetini, bana daimi mahkumiyet elbisesi diye giydirdin.
Ben ne yaptım? Bir hududu zorladım. Kendimin dışına çıkmak isterken kendime rast geldim. Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım! Ben ne yaptım en sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. Körlüğü zedeledim. Şimdi görünen şeye nasıl bakayım? İnsan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. Bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim? Allah'la kalabalık arasında kaldım. Boşlukta nasıl durayım?
Anlayın bu azabı! Bir azap ki, kul olduğum için çekiyorum, çekmek için Allah olmak lazım. İnsana göre değil bu; yok bunun çekecek âzâ insanda! Yetişir! Gelsin artık her şey yerli yerine! Verin bana artık dünyamı! Salıverin beni kalabalıklara!
Ben sanatı hayattan başka bir şey sanıyordum. Hürriyetlerin sonu.Aciz bahtımın ulaşamadığı bir yer. Orası irademin bahçesiydi. Orada, oyuncakları ile oynayan bir çocuk gibi başıboştum. Orada kulluktan çıkıyor gibiydim.