Ve yine yüze çıkmıştır ki millet egemenliğe sahip olmadıkça kurtuluş yoktur. Bütün harici durumları durdurabilmek için içten egemen olmak lazımdı. Yani hakimiyeti bizzat milletin eline alması icap ediyordu.
Efendiler, bir insan veya insanlardan bir araya getirilmiş bir sosyal topluluk ölmeye karar verirse yaşamak için, mutlaka yaşar. Fakat ölmeye çalışanlar ve ölümden kaçanlar, yaşamak için mutlaka ölürler. Ölümün sadece maddi olması bahis konusu değildir. Manen dahi ölünür.
Eğer amacıma ulaşabildiysem, kendisini zorlamaya razı olan okuyucunun tarihin koleksiyonerlik ya da antikacılık gibi bir hobi değil de, birey ve toplum olarak daha kaliteli yaşamamıza yardımcı olacak aktif bir entelektüel uğraş olduğunu fark ettiğini umuyorum. İnsanlığın ve toplumların bir laboratuvarı olmadığına göre; geçmişteki kişi, cemiyet ve devletlerin çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel ve coğrafi faktörlere verdikleri tepkileri ne kadar iyi anlarsak, çevremizi de o kadar iyi algılarız. Ve "Tarih ne işe yara?" sorusuna belki bir cevap da bulmuş oluruz.