Var olmak mı yok olmak mı?
Düşüncemizin katlanması mı güzel zalim kaderin yumruklarına oklarına yoksa diretip bela denizlerine karşı dur yeter demesi mi?
Belki de dünya üzerinde en çok bilinen dizelerdendir diye düşünüyorum ezberimden yazdığım bu sözcükler öbeği. Peki nedir bu oyunu kadar bilindik yapan? Nedir yazıldığı ilk günden bugüne sayısızca okunması ve sahnelenmesine rağmen Hamlet’i hala daha en çok tercih edilen eserlerden biri kılan? Benim için bu sorunun temel cevabı, Hamlet’in ve aslında bir anlamda da diğer tüm karakterlerin karşılarına çıkan ikilemlere karşı verdikleri savaşta aslında yoklarmış gibi davrandığımız birçok insani yönü yüzümüze vurmalarıdır.
Var olmak, yok olmak, olmak, olmamak, to be, not to be... Nasıl sorarsak soralım bu soru aslında temelde eylemi ya da eylemsizliği belirtiyor gibi. Yaşadığımız her an ya bir şeyi seçiyoruz ya da diğerini... Elmayı mı armutu mu, iyiliği mi kötülüğü mü, amcamızı öldürmeyi mi öldürmemeyi mi seçeceğimiz ve bu seçim sürecini belirten tüm düşünce ve davranışlarımız aslında hem bizim olduğumuz şey dahilinde şekillenen hem de olduğumuz şeyi şekillendirendir. Yani seçim hayatın hemen her anındadır, yaşamın belki de kendisidir. Bunun da ötesinde içinde “kötü/yanlış/ahlaksız” opsiyonları da barındırandır. İşte yaşamı tam da bu noktada tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermesi bakımından Hamlet çok özeldir.
Hamlet ona meşhur sorusunu sorduran tüm ikilemlere dair bir seçim yaptığında ve dolayısıyla ortada seçim yapılacak başka bir mesele kalmadığında Danimarka’nın bu buğulu ve gri sarayında yaşam bitmiştir. Hikaye de...
“Ve sessizlik...”
-Yorum kısmında Hamlet’e ve incelememe dair fikirlerinizi belirtmeniz, tartışma ortamı yaratmanız beni mutlu eder. Okuduğunuz için teşekkür ederim :) -
Bilinç böylesine korkak ediyor hepimizi. Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor yürekten gelenin doğal rengini ve işte bu yüzden onlarca yiğitçe atılış bir iş bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.