Olalla, gotik edebiyatı yansıtmaya çalışan bir öykü. Yansıtmaya çalışan diyorum çünkü standartların biraz altında kalmış. Tam sürükleyici yerinde kitabın bitmesi beni çok üzdü. Çoğu şey havada kaldı. Olaylar hızlandırılmış bir şekilde olup bitti. Bu sitemimin sebebi tabii ki kitaba doyamamış olmamdır :). Gelin size biraz konudan bahsedeyim.
Hikaye isimsiz bir askerin ağzından anlatılıyor. Yarımada Savaşı sırasında yaralanan genç bir İskoç subayı, hastanede tedavi gördükten sonra hekimin tavsiyesi üzerine,hava değişimi için yoksul düşmüş soylu bir ailenin evine pansiyoner olarak yerleşir. Günlerini güneşin tadını çıkararak geçirmeyi seçen konağın sahibi Senyora, olayları algılayamayan oğlu Felipe ve soyunun günahlarının kefaretini ödemek için dünyadan elini eteğini çekmiş olağanüstü güzellikteki kızı Olalla ile birlikte yaşamaktadır. Öykü vampir teması üzerine yazılmış olmasına rağmen vampirin bize tanıdık gelecek özellikleri yok. Güneş ışığından kaçan, doyumsuz kan ihtiyacı olan vampirler yok yani.
Subayımız Olalla'yı görünce umutsuzca aşık olur. Ancak Olalla subaya gitmesini söyler. Bundan sonra olaylar çok hızlı gelişiyor. Ve birden kitap bitiveriyor :(. Çevirmenin önsözünde bahsettiği gibi, belki de bile bile belirsizliğe terk ederek okurun hayal gücüne bırakılmıştır..
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
"Olalla," dedim, "ruhla beden birdir, özellikle de aşkta. Bedenin seçtiğini ruh sever; bedenin sımsıkı sarıldığına ruh bağlanır; beden bedene, ruh ruha, Tanrı'nın işaretiyle bir araya gelirler; aşağı taraf da (ona aşağı denebilirse tabii) en yücenin payandası ve dayanağıdır yalnızca."
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"İyisi mi git artık, git, ama beni aklından çıkarma. Aklından çıkarma ki, bu bedende yaşadığım gibi, kendi hayatımı yaşadığım gibi, sevgiyle anılarak yaşayayım belleğinde."
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu