Bismillahirrahmanirrahim.
Fareler ve İnsanlar. Ben incelemeyi şimdiki güzergahım üzerinden yapacağım, herkes gibi...
Kitabı okuyunca insanların ruhlarındaki derin yalnızlığı görüyoruz. Saf da olsa bir insanla, hatta bir köpekle sohbet edebilmenin ne büyük nimet olduğunu...Güzel, çirkin, zengin, fakir demeden insanın en büyük ihtiyacının muhabbet olduğunu...İnsanın omuzlarını düşüren, kalbini kıran en büyük sebeplerden birisinin de yalnızlık olduğunu...
Buradan bizi Yaratan Rabbimize gitti düşüncem. Ne merhametli imiş dedim; akrabalık bağlarını kesmemizi hiç istemezken; bunu yasaklarken, yalnız kalmamızı istemiyormuş aslında. Bir parça sohbetin, ihtiyacın olduğunda güvenilir bir insandan gelen yardımın, insan fıtratında paha biçilemez önemini bizi Yaratandan Rabbimizden başka kim bilebilirdi ?
İslamın güzelliğini gördüm kitapta; ruhbanlık, yalnızlık, yalnız dağ başına çekilmek gibi adetlerin olmayışını. İslamın cemaat dini oluşunu. Komşunu bile görüp gözetmesini, yolcuya, açıkta kalana, fakire, yoksula, herkese el uzatışını, adeta kucaklamasını. Hak din. İnsanın fıtratını bildiğinden Rahmet Eden (c.c.), emir ve yasaklarını da lehimize göre ayarlamış merhametinden.
Kitabın içindeki yalnızlıktan, güvensizlikten İslamın huzurlu, muhabbet taşan sokaklarına attım kendimi. Gülümsemek sadaka diye gülümseyenler çıktı karşıma, İlk Selam veren daha faziletli diye Selam vermekte yarışıyorlardı adeta. Muhacir, ensar kardeş edilmişti. Kimse mağdur edilmemiş, yalnız bırakılmamış. Zencisi, kölesi dışlanmamış, aksine mücevher olmuş da gönlümüzde Bilâl-i Habeşî gibi Efendi olmuş. İyiki Rabbim, iyiki rahmet edip İslamla şereflendirdin, değerli gördün, değerli kıldın biz acizleri...