Deniz kenarında ıssız bir gece
Bir genç adam duruyor
Bağrında üzüntüler , başında şüphe
Gamlı dudaklarıyla dalgalara soruyor:
Çözün bana ne olur hayatın sırrını !
Azap veren bu eski sırrı
Söyleyin nedir insan?
Nereden geldi, gittiği yer neresi?
Kimler yaşar yukarıda, altın yıldızlarda ?
Dalgaların ebedi mırıltılarında.
Rüzgar esiyor, bulutlar geçiyor,
Kırpışan yıldızlar kayıtsız , soğuk
Ve bir genç durmuş cevap bekliyor.
#Heinerch Heine
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
*Herkes varolan tercihlerinin ebedi olmayacağını bilmek zorundadır...Zaman herkesi ve herşeyi yeniden harmanlamakta, yeni ve gerçek tercihlere zorlamaktadır. *
Eğer bir gün yanaklarımızın alevinin söndüğünü, kalbimizin göğsümüzden çıkacakmış gibi çarpmadığını, adanmışlık duygumuzun körelip, serâzat ruhlarımızın sükûnet buldugunu hissedersek, bir tür zehir bizim de damarlarımıza şırınga edilmiş demektir.
Eğer bir gün hayallerimizin hesaplı hedeflerimizin dünyevi , ufkumuzun mahcûr, sevdamızın müraî olduğunu farkeder, sahip oluşlarımızla başedebilmeyi vicdanımıza değişirsek, panzehir etkimiz sona ermiş demektir.
Ve eğer bir gün, kendi basit gerçeklerimizin pençesinde uysalca, dilsizce acı çekip, katlanmaya başlarsak toplumun vicdanı da zehirlenmiş ve yaşamak için hiçbir nedenimiz kalmamış demektir. Bütün kaçışlarımız yeni bir kaybedişle sonuçlanır... Meftun gönüllerimizde iddiasız pencereler açar, fersiz gözlerimizle sabahlar yakalamaya çalışırız . Hep Fecri Kazip düşer payımıza...
*Şeb-i Yelda*