"... Sanki hiçbir yerde durmadan ya da hiçbir yere kök salmadan, suyun alıp götürdüğü bir nesne gibi akıp gidiyordum; ölü bedenlerle ilintili bu soğukluğu gayet iyi biliyordum, henüz çürümenin iğrenç soluğu sarmamıştı ama bu acımasız duygusuzluk hâli yeniden toparlanmayı olanaksız kılacak bir şekilde üzerime çökmüştü. Bedensel anlamda gerçek ölümden önce ortaya çıkan, dışarıdan da açıkça görülebilen bir çürümeydi..."
"... Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu dünyada artık kaybedecek bir şeyi yoktur. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar..."
"...Ancak öldüğüm zaman bu vasiyet mektubu sana ulaşacak; seni herkesten çok sevmiş ama senin tarafından hiçbir zaman tanınmayan, hep senin çağrını bekleyen ama senin hiçbir zaman çağırmadığın, senin için bilinmeyen bir kadından kalan bir vasiyet olacak bu mektup. Belki de, evet belki de ancak beni o zaman çağıracaksın, ne yazık ki bende ilk defa sana sadık olamayacağım çünkü ölmüşken artık seni duyamam..."
"... evet, bundan sonra kim doğum günlerinde sana beyaz güller yollayacak? Ah, evet, vazo boş kalacak, bir zamanlar yılda bir defa olsun etrafında esmiş olan o hafif soluk, hayatımdan sana gelen o küçücük rüzgar, evet, o da solup gidecek..."