Ben bir lider ya da rehber değilim. Bir tanrıyım. Bunu unutmayın. Liderlerle, rehberlerle alakam yok. Tanrılar yaratıları dışında hiçbir şeyin sorumluluğunu üstlenmek zorunda değildir. Tanrılar her şeyi kabul eder ve böylece hiçbir şeyi kabul etmemiş olur. Tanrılar hem tanınmalı hem de bilinmez kalmalıdır. Tanrıların ruhlar dünyasına ihtiyacı yoktur.
Dune Tanrı İmparatoru, Dune serisinin 4. kitabı. Bu kitabı da kfenomeni ve GK ile birlikte okuduk, onların yorumlarına da göz atmayı unutmayın.
Seriye karşı nötr kaldığımı geçen yorumlarımda söylemiştim ama bu kitapla birlikte artık olumsuz taraftayım. Okuduğum için pişman olduğum bir seri olmayacak Dune ama kendi adıma okumasam da bir şey kaybetmezmişim.
Dune Tanrı İmparatoru'nda kendimizi bir önceki kitaptan 3500 yıl sonrasında buluyoruz. Dolayısıyla önceki kitaplardan tanıdığımız karakterlerin hiç biri artık yok. Leto artık yarı insan yarı kumsolucanı ve tanrı olmuş durumda. 7 metre boyunda, adeta kurşun geçirmez, tüm evrene tek başına hükmeden bir tiran. Arrakis ise yemyeşil, su zengini bir gezegen ve tüm bu olayları baştan beri okumamıza sebep melanj baharatı evrende çok sınırlı miktarda var ve Leto tarafından kontrol ediliyor.
Dune Tanrı İmparatoru genel olarak diyaloglarla ilerleyen bir kitap, bol bol Leto'nun kendini anlatmasını, Altın Yolu'nu okuyoruz. Geçen kitaptaki gibi aynı şeyleri sürekli okuyormuş gibi hissettim sürekli. Leto'nun kurduğu yeni evren ve yeni topluluklar, entrikalar, kişiler arası ilişkiler...
Açıkçası bir okur olarak geçen kitaplarda okuduğum karakterlere ne olduğunu bilmek isterdim ama hepsi 3500 yıl geçtiğinden ortada yoktu. Geriye dönüp onlarla ilgili bilgi de vermedi yazar. Serideki en sevdiğim karakter Duncan Idaho'nun getirildiği noktaya da çok sinirliyim Velhasıl kelam Dune Sapkınları'nda umarım bu seri beni azıcık da olsa şaşırtmayı başarır.