Blanaslibrary

10/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2022 40. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2022 21:00
Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Fakat, şunu baştan söylemeliyim ki, bu sene okuduğum açık ara en iyi kitaptı! Amerika’da, Lisbon Falls kasabasında yaşayan edebiyat öğretmeni Jake Epping bir gün lokantacı arkadaşı Al’ın kilerinin geçmişe açılan bir kapı olduğunu öğrenir. Kanserden ölmek üzere olan Al’ın son dileği, Jake’in geçmişe giderek Kennedy suikastını önlemesidir. Geçmişi değiştirmek mümkün mü? Yaptığımız her davranış (ne kadar basit gelirse gelsin), verdiğimiz her karar, her seçimimiz bizim ve çevremizin hayatını ve zincirleme olarak dünyanın akışını ne derece değiştirebilir? Geçmişe gidip pişman olduğumuz şeyleri düzeltebilseydik bugünümüz şimdikinden daha mı iyi olurdu? Muhteşem bir kitaptı, ilk sayfasından son sayfasına! Geçmişe dönme isteği çok fazla biri olduğumdan mı bilmiyorum ama kitap beni çok etkiledi. King’in ustaca kurgusu ve okurunu olaylar boyu sürüklerken bir yandan da düşünmeye itmesi… Kitapta bolca Amerikan tarihi var ama ilgilenmiyorsanız bile sıkmayacaktır. Çünkü, kurguya çok ustaca yedirilmiş. 1958’in dünyası, politikası, insanların endişeleri, ırkçılık, din ve hayata bakış açısını bugünle rahatça kıyaslayabiliyorsunuz okur olarak. Ve bir de Derry. Pennywise 22/11/63’de de bize göz kırpıp tüylerimizi ürpertiyor. Kitapta bolca da It (O) göndermesi vardı, eski tanıdıklara denk gelmek ayrıca keyif verdi açıkçası. Şiddetle tavsiye ederim. Jake ve Sadie gerçekten harika dans ediyorlar!
Edebiyat
22/11/63Stephen King · Altın Kitaplar · 20214,193 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2022 00:00
Lou-Andreas Salome kalemini çok sevdiğim yazarlardan biri. Kurgularında anlattığı gerçekten güçlü kadın karakterler ile ilham verici ve dönemine göre de öncü yazarlardan olduğunu düşünüyorum. Arayışlar, bir erkeğe kayıtsız şartsız teslim olmakla kendi yolunda yürümek arasında bocalayan bir kadını anlatıyor. Adine, birlikte büyüdüğü Benno’ya aşkıyla toplumun kendisine dayattığı “erkeğin sözünden çıkmayan, bağımlı kadın” rolüne girmeye çalıştıkça mutsuz oluyor ama Benno’dan da vazgeçemiyor. Bir yandan da, Benno’nun mutsuzluğunu gördüğü Adine’i özgür bırakma ve kendine bağlama arasındaki gelgitleri var. Salome’nin neredeyse her kurgusunda otobiyografik bir yan var. Bu kısa kitapta da, kahramanımız Adine aşığına katlanmak yerine sanatı keşfedip, kendi potansiyelini fark ediyor. Arayışlar, okunmaya değer bir Salome kurgusu.
Modern Klasik
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512bin okunma
10/10
·112 syf.··
2021 96. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 00:00
Ah Buck, hüzünlü kekim… 1897’de altın aramak için Kanada’ya giden Jack London’un bir yıl kaldığı Klondike hakkında yazdığı Vahşetin Çağrısı yazarın adının duyulmasını sağlayan şahane eseri. Altın aramak için gruplar halinde Kanada’ya giden insanlarla birlikte, o bölgede seyahat edebilmek için köpeklere de ihtiyaç olur. İyi bir aileye sahip kırma bir köpek olan Buck, ailenin çalışanlarından biri tarafından para karşılığı çalınarak satılır ve Buck’ın yaşam mücadelesi başlar. Jack London bir ev hayvanının değişen şartlara uyumlanma çabasını, duygularını, düşüncelerini inanılmaz başarılı bir şekilde anlatmış. Romanı okurken adeta Buck’la birlikte değişiyor, üşüyor, koşuyor, arkadaşlarını kaybediyor ve okur olarak Vahşetin Çağrısı’nı duyuyorsunuz. Henüz okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim.
Edebiyat
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,3bin okunma
7/10
·272 syf.··
2022 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 13:10
Cesur Yeni Dünya, Kara Dörtleme’nin yayınlanma tarihi bakımından ikinci kitabı. Dörtlüden okumadığım sadece Biz kaldı ama 1984’ü de yeniden okuma hevesindeyim. Aldous Huxley’in okuduğum ilk eseri Cesur Yeni Dünya. Düşününce kendi distopyasını yaratan bir ütopya bu roman. Herkesin mutlu olduğu, ne yaparsa yapsın işini ve hayatını sevdiği, biraz kötü hissederse de “soma” sayesinde bu histen anında kurtulabildiği, aylarca tatil yapabildiği bir dünya. “Herkes herkes içindir” mottosuyla şekillenen hayatlarında insanlar duygusal bağ kurmuyor, aile kavramı yok ve doğduklarından itibaren kendi sınıflarına ait şartlanmalar kazanıp ideal bir hayat yaşıyorlar. Ölmek bile bu dünyada kötü değil. Fakat bu sistemin dışında, vahşiler denilen ve teknolojiden uzak yaşayan bir topluluk daha var. Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya’da bize iki uç yaşam şeklini gösteriyor. Bir yanda Tanrı yok, inanç sistemi yok, ahlak kavramı yok; bir yanda kendini kırbaçlayan, uç noktada ahlak yargıları olan, Tanrı’ya insan kurban eden bir sistem var. Bir yanda her şey teknolojik ve sanal, gerçek duygulara yer yok; diğer yanda hiç teknoloji yok, hiç bir gelişme yok, uygarlık tamamen ilkel. Peki bu iki dünya birbirine alternatif olabilir mi? Açıkçası kendi adıma romandan beklentim çok yüksekti ancak, itiraf etmeliyim ki beklediğimi bulamadım. İki topluluk arasındaki uçurumu anlatmak adına yazar sanki cinsellik ögesini seçmiş ve sürekli aynı ögenin farklı tekrarlarını okumak da kitaba dahil olmayı zorlaştırmış gibi. Hiç bir karakterle empati kuramadım açıkçası. Karakterlerin duygularını ve kişiliklerini anlamakta da zorlandım. Belki, anlatılanlar hiç bir noktada benimle bağdaşmadığı içindir, bilemiyorum. 1984 ve Fahranheit’den aldığım keyfi Cesur Yeni Dünya’da bulamadım. Ancak, kötü bir kurguydu da diyemem.
Bilim-Kurgu
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
9/10
·687 syf.··
2022 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2022 22:11
Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin en bilinen ve en çok okunan başyapıtı. Benim de ikinci okumamdı. İlk okumamı lise yıllarımda yapmıştım, klasik eserleri 30lu yaşlarımın sonunda tekrar okumak ayrı bir keyif oluyor ve her seferinde bu kitapları okumak için doğru zaman bu yaşlarımmış, diyorum. Genellikle ikinci okumalarımda klasikleri pek hatırlamayıp ilk kez okuyor gibi olsam da Suç ve Ceza’da bu durum öyle olmadı. Okudukça hikayeyi hatırladım ve bu durum okuma keyfimi biraz törpüledi açıkçası. Fakat aradan 20 sene geçtiğini düşünürsem, Dostoyevski’nin ustalığına da tekrar hayran kalmadan edemedim. Okurun aklında bu derece kalabilmek her yazarın harcı değil. Raskolnikov, eski dostum… Bir yandan cebindeki son kuruşu bile, üstelik kendisi aç açıkken, yardıma ihtiyacı olan birine tereddütsüz veren bir yandan da soğukkanlılıkla cinayet işleyebilen bir adam. İyi ve kötü, ahlaklı ve ahlaksız, merhametli ve acımasız. Hem dürüst hem yalancı. Aslında hepimiz gibi… Özetle insan. Raskolnikov’un da iki yüzü var, iki yönü. Dostoyevski insan ruhundaki zıtlıkları, çelişkileri Raskolnikov’da gözümüzün önüne sererken, Rus yargı sistemini ve adalet kavramını da sorguluyor. Gerçek cezanın kendi vicdanımızda olduğunu ve gerçek iyileşmenin de ancak sevgiyle olabileceğini ustaca belirtiyor. Romanı okurken, hayatın adaletsizliğini, üniversite öğrencilerinin durumunu ve o dönemin Rusya’sını da bir yandan seyrediyoruz. Günümüzde de net bir şekilde yaşadığımız fırsat eşitsizliği ve insanca olmayan hayat koşullarının sürüklediği durumlar, adalet kavramının yazıldığı kadar basit bir olgu olmadığını bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Tıpkı, aynalı bir odada, her bir aynadan aynı odayı farklı şekillerde görmemiz gibi. Kitabı kfenomeni ile okuduk, onun yorumuna da göz atmayı unutmayın.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma