“Ne olursa olsun mantıklı düşünmek zorundasın. Ölüler hep dirilmek ister. Sense hâla hayattasın ve mücadele ediyorsun, Ölemezsin!" Sonra devam ettim. " Hayat sana anne ve babandan bir hediye. Eğer yaşamak istemiyorsan bunu önce onlara sormalısın."
Aşk, ahlaki normlar, iyilik gibi kavramlara inanan Martin Eden, bunlar teker teker çökünce, insanlara dönünüyor. Yani her bireycinin sonu hüsrandır demek istiyor olabilir. Hayallerimiz tutkularımız geçicidir çünkü temel aldığımız kavramlar da gelip geçicidir. Hiçbir şey zamandan ve şartlardan etkilenmeden size sonsuza kadar bir dayanak olarak kalamaz. Hayallerini kaybedince hayata tutunacak başka bir dalı olmadığını fark eden ve kendisini derinliğe salıveren saplantılı, hırslı, marazi duygusallık içerisinde kıvranan, potansiyeli çok yüksek birinin tüm uğraşlarının ardından olay ve olguların değerini kaybettiğinin farkına varan bir bireycinin hayatını anlatan bir roman.. Martin Eden kanaatimce başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz ve kalmadı da. Yine de bitmek bilmeyen çoşkusu bana motivasyon sağladı. kitapta çok güzel toplum, kapitalizm, sosyalizm eleşitirileri de yapılmış. Jack London'ın zaman zaman bazı bölümleri sadece bunlara ayırması eseri daha da yukarı taşımış.
İyi okumalar (:
İnsan, kurtulmuş olmadıkça, ruhunun maddenin köleliğinden ne şekilde kurtulduğunu bilmez. Güneş doğmadıkça, çiçeklerin nasıl gülümsediklerini bilmediği gibi.
Sayfa 54 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu