Ömrüm boyunca cam bir tankın içindeki,saydam olsa da nüfuz edilemez,aşılamaz bir engelin gerisindeki bir akvaryum balığı gibi güvenle yaşadım.Karşı taraftaki parıltılı dünyayı gözlemekte,canım isterse kendimi onun içinde düşlemekte özgürdüm.Ama hep,Baba'nın benim için inşa ettiği,sağlam,geçit vermez bir varoluşun sınırları içinde,korunaklı,kısıtlı kaldım,başlarda yaşım gençken bile isteye,şimdiyse babam günden güne solup giderken,çaresizce.Sanırım cam duvarlara alıştım ve cam kırıldığı,tek başıma kaldığım takdirde suyla birlikte dışarıya fışkırıp kendimi hiç bilmediğim,engin bir boşlukta umutsuzca çırpınırken,soluk almak için deli gibi debelenirken bulmaktan ödüm kopuyor.