Bu böyledir. Yaz tatillerinde tuğla ocaklarında çalışan cılız çocuklar, dul karı yetimleri, adı Süleymana çıkmışlar, hep felsefeden kalırlar.
Hayatları kayar.
Hayatın bir tarafa doğru kayması hep bir sır olarak kalacaktır.
Sonunda tahta sıralar da geliyor. Erkek Sanat Mektebi'nin öğrencileri yapmış. Üzerlerinde bir bankanın adı var.
Ne zaman o tahta sıralara oturdum?
Ne zaman o bankanın adına sırtımı verdim?
Günümüz ebeveynleri çoğu zaman çocuğunun hissesine düşen kısmı düşünüp değiştirmeye çalışmaktan, kendilerine düşeni tahlil etmeye fırsat bulamazlar. Bağıran çocuğuna bağırarak 'bağırma' diyen, kardeşine vuran çocuğunu döverek vurmamayı öğretmeye çalışan ebeveynlerin içine düştükleri tirajı komik durumun sebebi de budur.
Anlık hataların ya da hatalı davranışların genellemesi kadar yanlış bir tutum yoktur. Zira hiçbir insan külliyen kötü ya da iyi olamaz. Her insanın hataları, tökezlemeleri, yanlış hareketleri muhakkak vardır. Yapılan hatanın sürekliliği varmışçasına bir karakter özelliği olarak adlandırılması, insana yapılmış en büyük zulümlerden biridir.