Bluebead

“Hüzün olgunlaştırır, kaybetmek sabrı öğretir.” Hz. Mevlana
Reklam
''Kelimeler, Anlayanda GÜÇ Anlamayanda HİÇ olur!..''
Hud kavmi
﴾21﴿ Âd’ın kardeşini (Hûd) hatırlat. Hani o, kum tepelerinin arasında kavmini -kendinden önce ve sonra da bu kabilden uyarılar olmuştur- şöyle uyarmıştı: "Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben size gelecek büyük bir günün azabından gerçekten korkuyorum!" ﴾22﴿ "Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan tehdidini hemen gerçekleştir!" dediler. ﴾23﴿ O da, "Bu bilgi ancak Allah katındadır; size bildirmek üzere gönderildiğim mesajı ulaştırıyorum, ama sizi cehalette direnen bir topluluk olarak görüyorum" cevabını verdi. ﴾24-25﴿ Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, "İşte bize yağmur getirecek bir bulut" dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.
Sayfa 218 - Ahkaf süresi, Diyanet meali
Buğulu camlardaki sözler gibisin,yani nefesim olmadan bir hicsin...
Türk siperleriyle çok yakındık. Bizim siperlerimize o kadar yakindilarki, ateş kesildiği zaman alcak sesle konusurduk, ayaklarimizin ucuna basarak dolaşır ve hiç bir gürültü çıkarmamaya calisirdik. Genellikle hava kararır kararmaz ateş kesilir , biraz daha rahat hareket etmeye baslardik.gecenin orta yerinde ve asagi yukari her gün aynı saatte , Türk siperlerinden bir ses yukselirdi. Öyle gür , öyle içli ve dokunaklı sesti ki dinlemeye doyamazdik. Yarım saat kadar süren bu konser , bir zman sonra komşu siperlerdede duyulmuştu. Zaman zaman bizim siper, Türk konserine dinlemeye gelenleri misafir ederdi. Bu sese hepimiz hayrandik. Ancak ne söylerdi , bu tatlı ve iç yakan , ruhumuzu kavuran Nağmeler söylerdi, bilmezdik, fakat derinden derine etkilenirdik. Bazen hafif bir esinti çıkar ve bu tanık Nağmeleri başka yöne götürürdu. Biz kulaklarimizi dört açıp daha iyi duymak için neredeyse başımızı dışarıya çıkaracak hale gelirdik. Efsunlu bir sesti bu! Gündüz savastigimiz insanın gece söylediği müziği dinlemek ve ondan etkilenip duygulanmak, ne ilginc bir işti. Ama gerçekti... Bir akşam konser saati gelmişti . Ama o alıştığımız ses duyulmiyordu. İkinci üçüncü dördüncü aksam yine konser yoktu. Hepimiz merak içinde kalmistik. O gece , durumu ogrenmeye karar verdik . Türkçe bilen savaş muhabirine yazdirdigimiz bir kağıdi tasa sarıp Türk siperlerine firlattik. Bu kagittaki iki cümleyle, konserin niçin kesildiğini soruyor ve Selam yolluyorduk Türklere . Bir süre sonra , firlattigimiz taş , arka yüzü yazılmış kağıtla birlikte siperimize atilmisti. Bu kağıtta ne yazıldığını biraz da tahmin etmekle beraber çok merak ediyorduk. Kagittaki tek türkçe cümlenin ne dediğini anlamamiz uzun sürmedi . Haberi getiren arkadaşımızın yüzünü hüzün burumustu. Tabii, cümleyi
Reklam