Ötekiyle doğru bir iletişime girme arzumuz onunla hemhal olabilmekle mümkündür ancak, onun var olma biçimine, dünya görüşüne nüfuz edebilmem ve onunla ortak bir anlam oluşturabilmem için onun dilini bilmeli, o dilden konuşabilmeliyim.
Ama benim için güzel şehir, çirkin şehir diye bir şey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulunmadığın şehir diye bir şey var.
Seni görmek için bir şehre geliyorum, görüyorum ve ömrümün sonuna kadar benim yanımda oluyorsun. Çok acayip ama çok tatlı bir his. Hayatımda bir çok sevinçli günlerim olmuştur. Fakat hepsinden güzel, hepsinden sevinçli olabileceğini umdugum tek bir gün daha olabilir. O gün seninle ve hiç ayrılmamacasına Yaşayacağıma inanacağım gündür. 
Diyorsun ki “Paris sana beni unutturmasın”. Belki Paris’te olmak güzel bir şey. Fakat benim için şu anda yalnız seninle olmak güzel. Kendini Paris‘le mukayese edebilmen için benim hayatımdaki yerini bilmemen lazım. Nahit’siz Paris belki şöyle böyle bir şey ama benim için hiçbir şey. Üstelik hiçbir şeysiz Nahit her şey.
İşte Şinasi artık Neriman için anlaşılmaz bir hale gelmişti ve bir sırrı olan ruhların büyüklüğü ile Neriman’ı eziyordu. Genç kız, hayatında hiçbir zaman Şinasi’ye karşı bu kadar hayranlık ve öfke duymamıştı. Kendi kendini hapsetmeye muktedir bir adamın tesirini yapan Şinasi, bir hükümdardan daha kuvvetli görünüyordu.
Bu garip ruhî sersemlik içinde, Neriman dışarıdaki hadiselerle kendi ruhundaki mütemadi oluşların nerede başlayıp nerede bittiğini ve nasıl kaynaştığını anlayamıyordu.