Bet’

Bet’
@bluesideforme
Ötekiyle doğru bir iletişime girme arzumuz onunla hemhal olabilmekle mümkündür ancak, onun var olma biçimine, dünya görüşüne nüfuz edebilmem ve onunla ortak bir anlam oluşturabilmem için onun dilini bilmeli, o dilden konuşabilmeliyim.
Bu Garip Ruhi Sersemlik
7/10
·128 syf.··
2025 15. kitabı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu o kadar çok beğenmiştim ki Peyami Safa'yı tekrar okumaktan büyük bir zevk alacağımı tahmin ederek Fatih-Harbiye kitabına da şans verdim. Tabii ki yine çok güzel bir kitaptı. Fark ettim ki içinde kültürel çatışma barındıran hikayeleri okumak benim sevdiğim bir şey. O yüzden bana göre akıcı bir kitaptı. Olayların Fatih'te geçiyor olması beni ekstra bağladı sanırım kitaba çünkü zamanımın büyük bir kısmı o yerlerde geçiyor. Bazı paragraflarda yapılan mekan betimlemeleri çok güzeldi. Gözümde çok kolay canlandırabildim. Benim için kitabın en can alıcı kısmı Neriman ve Şinasi'nin daha önce beraber çok mutlu geçtikleri yollardan günün birinde bir akşamüstü birbirlerinden kopuk yürümeleriydi. Şinasi'nin Neriman'a "Niçin, sen artık dünkü sen değilsin? Niçin, biz bugün ikimiz kıymetli bir şey kaybetmiş gibiyiz? Niçin bugünün düne benzemiyor? Niçin dünkü gibi rahat adımlar atamıyorsun? Niçin böyle oldun?" diye sorduğu anlar o kadar gerçek ve o kadar duygusaldı ki okurken Şinasi ne hissediyorsa ben de hissettim. Geçmişe duyulan özlem çok başka bir duygu. Aynı zamanda Şinasi'nin suskunluğu da bana güzel şeyler hissettirdi. Çünkü bu da çok gerçek bir tepkiydi. Darmadağın olmasına rağmen hesap sormamak, sadece beklemek mizacında yatan o karakterle paraleldi. Zamanı geldiğinde sorularını sorması, hareketleriyle tepkilerini göstermesi ve gözleriyle konuşması onu o yapan şeyler. Neriman'a gelecek olursam bir yere kadar onunla da empati yapabiliyorum sanırım. Bazen insan aynı anda sahip olması mümkün olmayan şeyleri bir arada ister ve bu istekler onu saçma sapan yerlere sürükler. Ayrıca Neriman zaten başkaları tarafından anlaşılmak istemeye çok takık bir kadınken bu mesele onun için çok daha zor bir hal aldı tabii. Yıllardır beraber olduğu ve sevdiği
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Yayınları · 199957,2bin okunma
Reklam
Bu Nasıl Bir Tutku?
6/10
·59 syf.··
2025 10. kitabı
Tırsmak, ikiye bölünmek sevmenin gerçekten bir hali. Çok önceden zaten okuduğum bu kitap yıllar sonra tekrar okumam için yanıma geldi. Kitabın içeriğinden ziyade varlığının bana gelişinin birtakım sebepleri var. Hayatımın ciddi bir kısmında var olmuş birinin başucu kitabıydı ve zamanında okumam için bana ödünç vermişti. Şimdiki okuyuşumda fark ettim ki belirli kısımları hatırlamıyormuşum. Tazelediğim iyi oldu. Yıllar önce kitabını bana ödünç veren kişi bu sefer kitabı armağan etti ve artık benim de bir “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”m var. Çok kısa, tek günde bitirebileceğiniz bir durum romanı aslında. Olaylar içsel çatışma temalı ve öylece akıyor. Tek taraflı bir aşk ya da tek taraflı saplantılı bir tutku mu demeliyim? Müzeyyen’in “ulaşılmaz olan” kavramının sembolü olmasının Arif’e ne gibi hisler verdiğini biraz da olsa tahmin edebiliyorum ve Arif ile bazı duygularda buluşuyoruz ama bu kısa romanın genelinde onu anlayabildiğimi söyleyemem. Empati yapabileceğim bir durumun içinde değil maalesef. Arif karakterinin Sadri Alışık’ın “Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine” gıcık olduğunu söylemesi beni güldürmüştü. Çünkü o bunları söylerken aslında neyi düşündüğünü biliyorum. Ne diyordu “ Müzeyyen‘in gözleri içinden, bir çukur ya da kuyudaymış gibi, bir yerlere sıkışmış da yardım istermiş gibi bakan yabancıya sırtımı döndüm ve son kez, üçüncü şahıs konusunda, kendime direndim.” İşte öyle.. Kısa ama yoğun bir kitap!!
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
“Bu odada bir şey var, mühim bir şey.”
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Uzun zamandır bir kitaptan hissetmeyi beklediğim bazı duyguları yeniden kavuşturdu bana. Ne de güzel bir kalem… Okurken çok keyif aldım. Cümleler çok yoğundu ve bu bir kitapta karşılaşmayı en sevdiğim şeydir benim. İçine alsın beni isterim. Peyami Safa’nın cümleleri de neyi istiyorsam aynen onu karşıladı. Okuduğum bir bilgiye göre kitabın son bölümünde, Nüzhet tarafından Berlin'den gönderilen mektuplar ve mektuplara cevap olarak kaleme alınan ama gönderilmeyen bir mektup da mevcutmuş. Ancak, tefrikadan yani bölüm bölüm yayınlanma sürecinden kitaba geçirilirken mektuplar çıkarılmış.. Sebebi nedir merak ettim. Okumak isterdim. Nüzhet’in düşüncelerini göremeden bitirmek beni biraz üzdü. Ayrıca hikayenin akışına baktığımda kitap karakterinin bacağını gerçekten kaybedeceğine kendimi inandırmış ve bu acıya kendimi hazırlamıştım. Gariptir ki ters köşe oldum. Güzel bir kitaptı.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma
Bu Muydu..?
Puan vermedi·282 syf.··
2025 1. kitabı
Hayal kırıklığıydı. Bu kadar övgü alan bir kitap beni heyecanlandırdı doğal olarak ama hiç beklediğim gibi değildi. Anlatmak istenen şey evet güzel fakat anlatım tarzı kötü... Baş karakterin gittiği yaşamlar çok anlamsız geldi, gittiği yerlerde yaşadığı olayların bir çoğu hikaye akışına hiçbir katkı sağlamıyordu. Anlayamadım bu kitabın neden bu kadar çok sevildiğini.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Göğsümdeki Yük
10/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Kitaplar insanı aslında nasıl da yıpratabiliyormuş... Uçurtma Avcısı'nı ilk okuduğum zamanın üstünden yıllar geçti ama hâlâ kitaplığımda gördüğüm her an Hasan'a burukça gülümserim. İnsanlar arası ilişkiler öyle güzel ve etkileyici işlenmiş ki bazı sahnelerde gerçekten kendimi tutamayıp ağladığımı hatırlıyorum. Mesela Hasan resmen benim çocuğum olmuştu. Onu alıp sımsıkı sarılmak, yanaklarından öpmek istedim kitap boyunca. Kitapta farklı etnik gruplarının ve azınlıkların ayrımcılığa maruz kaldığı bir dönem işlenmiş. Emir'in nankörlükleri yıllardır kafamda dönüp durur mesela. Ona beslediğim kin beni korkutuyor. Ah bu yazar ne yapmış böyle ya... İç monologları ve karakterlerin içsel çatışmalarını anlatış şekli bir harikaydı. Yazdığı mekan tasvirleri, atmosferi öyle güzel yansıtıyordu ki bir aralar o konakta, o sokaklarda yaşadığımı hissettiğim olmuştu. Yani demek istediğim şey şu ki bu kitap müthiş...
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
Reklam