Gurur ve Önyargı'nın verdiği mesaj, bazı zamanlarda günlük hayatımızda da değişikliğe gitmememiz gerektiğini anlatıyor bana göre. Bir insanı ilk bakışta yargılamamak, o kişi hakkında kesin düşüncelere o insanı tanımadan edinmemek gerektiğini çok güzel ele almış.
Kitapta cahil ve gösterişe meraklı karakterler bulunuyor: Elizabeth ve Jane'in annesi, Mrs. Bennet. Kızlarının sadece evlilik yapıp, kızlarım evlendi diyerek gösteriş yapmak isteyen cahil bir tipleme yaratılmış Mrs Bennet ile. Aynı zamanda komşu ilişkilerinin de sürekli birbirleri arkasından atıp tutan, birbirlerine gösteriş yapan ve dedikodu yayan tiplemeler olarak gösterildiğini görüyoruz. Genel konuya geçecek olursak...
Elizabeth Mr. Darcy hakkındaki önyargılarının ne kadar yanlış olduğunu, Darcy'i tanımaya başladığı zaman fark ediyor ve bunun ne büyük bir hata olduğunu anlıyor. Herkesin dışarıdan göründüğü gibi biri olmadığını, tanıdıkça gerçek kişiliğinin ortaya çıktığını anlıyor ve Darcy'e karşı sahip olduğu düşüncelerin (önyargıların) ona hissettirdiği negatif duyguları sürekli utanç ve acı içerisinde hatırlıyor.
Buna rağmen Darcy, Elizabeth'in kendisi hakkında böyle önyargılara sahip olmasının gayet normal olduğunu belirterek, gururunun bazen insanları ondan uzaklaştırdığını ve yanlış yönlendirdiğini kabul ediyor. Elizabeth'in nasıl kendisinin daha iyi ve doğru bir yönde ilerlemesine, "ayaklarının yere basmasına" yardım ettiğini güzel bir dille Elizabeth'e söylüyor.
İkisinin aşkı ilk başta nefretle başlıyor; Darcy, Elizabeth'i kaba ve küstah buluyor ve Elizabeth için "[...] beni baştan çıkaracak kadar güzel değil" cümlesini kuruyor. Bunu duyan Elizabeth, Darcy'i tıpkı onun gibi kaba ve itici buluyor. Gururu ve kendini herkesten üstün görmesi, ondan nefret etmesini sağlıyor. Fakat bu nefretini