Kitap, konuyu sadece teknik bir yazılım meselesi olarak ele almaktan ziyade, hesaplama teorisinin kökenlerine inerek disiplinler arası bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Ancak yapay zekanın günümüzdeki pratik işleyiş mantığını kavramak ve temel teknik bilgilere hızlıca ulaşmak isteyen okurlar için bu geniş perspektif, beklentinin çok uzağında kalan bir yaklaşım.
Bir okur olarak bu kitaba başlarken temel beklentim, yapay zekanın ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve güncel teknolojideki yerini sade bir dille öğrenmekti. Ne var ki kitap, bu amaca doğrudan hizmet etmek yerine yapay zekaya temel teşkil eden matematikçilerin hayatlarına ve teorilerine oldukça uzun uzadıya yer veriyor; ardından insanın bilgi işleme süreçlerini incelemeye koyuluyor. Üstelik yazar, bu konuları işlerken aralara kendi dünya görüşlerini serpiştirmekten çekinmiyor. Yapay zeka başlığı altında eşcinsellik, tanrıtanımazlık ve evrim gibi konularda adeta bir düşünce diktesine varan bu taraflı yorumlar, kitabın nesnel bir bilimsel kaynak olma niteliğini zedeliyor.
Sonuç olarak, 50 sayfa boyunca sabırla okumama rağmen yapay zeka ile ilgili en temel pratik bilgilere bile erişmek mümkün olmadı. Yapay zekanın özünü öğrenmek isterken, odağı dağıtan biyografik detaylar ve yazarın kişisel ideolojik anlatıları arasında kayboldum. Benim için tamamen bir zaman kaybına dönüşen ve asıl vaadinden uzaklaşan bu kitabı ne yazık ki yarım bırakmak zorunda kaldım; daha doğrudan ve teknik odaklı bir kaynak arayanlara tavsiye etmiyorum.