Herkese, kendi işleri için gerekli olan bilgileri öğrenmesinin farz olduğu anlaşılınca, demek ki, cahil karşılaştığı işlerde şeriatın hükmünü bilmediği için tehlikededir.
Mahşer günü "ilim öğrenmek, farz idi, niçin farzı terk ettin de, bu günaha düştün" diye muaheze edilir!..
Kalbin yaratılışın icabı, Allah Teâlâ'yı bilmek ve onun cemalini görmektir. Onda bunun zıddı olan görmemezlik yerleşince sonsuz acılar meydana gelir. Eğer insan kalbi, günah illetiyle hasta olmasaydı, ölümden önce de bu görmemezliğin acısını çekerdi: Nitekim uyuşmuş el ve ayak ateşin acısından haberdar olmaz.
Bir kimseye nefsani arzusu bir şey emretse ve Allah'm şeriati de onun aksini emretse, eğer onun kalbi Allah Teâla'nın fermanına daha çok meylederse, o kimsenin Allah'ı daha çok sevdiği anlaşılır. Nitekim bir kimse, iki kimseyi seviyor, ancak birini daha fazla seviyorsa, ikisinin arasında bir ihtilaf çıktığı zaman, kendini daha cok sevdiği kimsenin tarafında görür ve böylece ona sevgisinin daha çok olduğunu anlar. Durum böyle olmayınca, yalnız dille: "ben Allah'ı severim" diye laf etmek faydasızdır. Çünkü o düpedüz yalan olur.