Editör Hanım, yazarlar her şeyin sebebini, esasını ararlar ama hayatın anlatılmaya değmez basit şeyler ile dolu olduğunu da gayet iyi bilirler. Yarattıkları karakterleri, kurdukları dünyaları inandırıcı kılmak ve hayatı en geniş şekilde kuşatıp kâğıda aktarmak için esasa dair gibi görünmeyen bu basit şeyleri, gündelik kırıntıları, manasız fazlalıkları anlatmaya bilhassa çaba gösterirler. Sonra zaten sala okunur. Toplu konutlardaki herkes kulak kesilir. Soyak Blokları’ndan polis memuru İsmet Gönül’ün kayınvalidesi Şadiye Numan hanımefendi vefat etmiştir. Esas olan neymiş anlaşılır, ama kısa bir duraklamadan, kesintiden sonra, hayat yine basit, anlatılmaya değmez şeylerin bolluğunda, yani kendi içinde kaybolur. Tırnaklarımızı keseriz, yemek pişirirken bitmeye yüz tutan tüpü yenisi gelene kadar yan yatırırız, çamaşır makinesinin su giriş hortumundaki süzgeci temizleriz, tuvalette kitap okurken klozete değmesin diye bir elimiz ile erkekliğimizi tutarız, buzdolabından gelen kokunun kaynağını araştırırız: Çürümüş dereotu ya da kapağı tam oturmamış turşu kavanozu.
Cemil’e hayatın bir şölen olduğunu hissettiren şeylerin üstünkörü yapılmış bir listesi:
Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway romanı.
John Cheever’ın öyküsünden uyarlama: Yüzücü. Frank Perry yönetmiş, Burt Lancaster oynuyor.
Joshua Logan’ın Piknik filmi. Kim Novak ve William Holden başrollerde.
Seymour Glass: Ah! Edebi bir kahraman.
Charlie Haden ve Carla Bley’den The Ballad of the Fallen: Düşenin dostu olmaz şarkısı, şiiri olur.
Patrice Leconte’un Monsieur Hire filmi. Michel Blanc başrolde.
Ezginin Günlüğü’nün Bahçedeki Sandal albümü.
Mehmet Günsür’ün Hırça Mapası öyküsü.
Ali Osman Coşkun’un resimleri.
Raymond Carver’ın öyküleri, hepsi.
Nazlı’nın Palamutbükü’ne doğru yürürken söylediği Yeşil Ayna türküsü.
Melihat Gülses’ten Kapıldım Gidiyorum.
Pars Tuğlacı’nın Okyanus ansiklopedik sözlüğü.
Wynton Marsalis’in The Majesty of the Blues albümü.
Zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendisine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur, geri kalanlar ise Vüs'at O. Bener okurudur.