Schopenhauer'in kirpi alegorisi der ki:
Soğuk bir kış gününde birkaç kirpi ısınmak için birbirine yaklaşır, ama birbirlerine çok yaklaştıklarında dikenleri birbirlerini acıtır. Uzaklaştıklarında ise üşürler. Bu yüzden aralarında tam ısınabilecekleri ama canlarının da yanmayacağı bir "mesafe" bulmak zorundadırlar.
Kitap boyunca toplumun bireyleri kalıplara sokma arzusu göze çarpar. Kimin nasıl yaşaması gerektiğini toplum belirler; kim görünür olacak, kim görünmeyecek...
Sorgun’un hem fiziksel hem psikolojik deformasyonu, toplumdan dışlanışı, onun insanlara yakınlaşma arzusunu bastırmasına neden olur.
Kirpi metaforundaki “dikenler” Freudyen anlamda birer savunma mekanizmasıdır. Kimi karakter için bu savunma, alaycılık; kimi için mesafe koymak; kimi için ise görünmez olmayı tercih etmektir. Ancak tüm bu savunmalar, anlaşılmak ve sevilmenin üstünü örtmektedir.
Temas acıtır, ama temas olmadan da iyileşme olmaz.