Orhan Veli için söylenebilecek ne kadar çok cümle olsa da hepsi kifayetsiz kalıyor. Cemal Süreya, Nazım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi sayısız usta yazar/şair kendi şiir görüşlerine göre incelediler, eleştirdiler onu. Onun gelenekle olan kavgası Türk şiirini temelinden sarsmış, 1860’tan (Tanzimat Dönemi’nden) beri süregelen ve yıkılmaya çalışılıp bir türlü yıkılamayan geleneğin -Turk şiirinin- temeline dinamit yerleştirip yıkmıştır. Aslında bu kavga belirttiğim gibi Tanzimat döneminde başlamış, eleştirilmiş, öfke kusulmuş ama bu gelenekten kopulamamıştır. Onun bu kavgası Türk şiirine yeni bir soluk getirmekle kalmamış şiiri ve sanatı olması gereken yere yani sokağa taşımıştır. Uzatmadan size şairlerin onunla ve şiiriyle ilgili düşüncelerini yazayım.
Cemal Süreya: Orhan Veli ise şiirlerinde şenlikli ve alçakgönüllü bir günlük yazarı niteliğinde iken, girtdiği serüvende en çok korktuğu şeye, eski şiire takılıp kaldı; eski şiirin geleneğinden negatif parodiler çıkarmaya çalıştı; Nazım Hikmet'ten çok daha köklü, çok daha önemli bir kavgaya girmek istedi, bir öncü kimliğinde, Türk şiirine kazandırdı o kavgayı; ama bu arada kendi şiirinin şehit düşmesini de önleyemedi.
Ahmet Hamdi Tanpınar: Daha orta mektebin birinci sınıfında talebem olan Orhan'ı Cerrahpaşa Hastanesi'nde son defa oksijen çadırının altında yarı çıplak, güçlükle nefes alır ve o kadar güzel hayallerin yakaladığı dünyamızı yalnız akı görünen gözlerinden boşanırken gördüğüm günü hiçbir zaman unutamam. Şiirimize tatlı anlaşmazlığı ve lezzeti getiren zekâ, kendisi olmaktan çıkmıştı.
Sait Faik Abasıyanık: Üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair. Bütün ŞiirleriOrhan Veli Kanık