" Başarısızlık diye bir şeyin bulunmadığı bir ruh durumuna erişeceksin. İlkbaharda göl kıyısında şekerleme yaparmış gibi gevşemiş olacaksın, ama zihnin cam gibi berrak kalacak. Her tür kaygıdan uzak, ama dikkatli olacaksın. Bütün vücudun bir sensör gibi çalışacak, etrafında olan her şeyi algılayacaksın, ama bu sana bir yük oluşturmayacak. Olup biten her şeyin parçası olduğun için herşeye otomatik olarak tepki vereceksin. Herhangi bir maksadın yokmuş gibi hareket edeceksin, ama daima isabetli biçimde. Sahnedeyken kendini böyle bir hale sokacaksın. O zaman asla başarısız olmazsın."
Annem yaşamöyküsünü yazmıştı. " Olağanüstü" "Yolunun üzerinde çok taş vardı. Sık sık tökezliyordu, yedi kez düştü, ama sekiz kez ayağa kalktı. Yazmaktan asla vazgeçmedi. " Toska'nın sesi inceydi, saydam bir buz katmanı kadar berrak. " Buna karşılık ben yazamıyorum. "-" Neden* " - " Çünkü annem beni kitabında bir kişilik olarak betimlemiş." - " O zaman ben yazarım senin için . Senin yaşamöykünü ben yazarım, böylece annenin biyografisinden dışarı çıkabilirsin!"