Kadere saygımız, tekrara göre değişiyor. Başımıza bir iş geldiğinde, bunu aksilik olarak kabul edebiliyor ve sineye çekiyoruz; bu aksilik ikinci kez geldiğinde, geldi mi üst üste gelir diyoruz, üçüncüsü tekrar ettiğinde her şey de senin başına geliyor diyerek rahatlıkla kanaat bildiriyoruz, sonraki tekrarlardaysa başına bu kadar çok şey geliyorsa, demek ki tüm bunları hak ediyor diyoruz. O bütün masumiyetiyle yaşamaya devam etse bile...
Yüzümde bir nokta seğiriyor. İnce fakat güçlü bir iple yukarı doğru çekiliyor etim. Görünmeyen bir kanca, kalınlığı olmayan bir ip. Kuklacı nerede, diye yukarı bakıyorum, içim acı bir alayla dolu. Sabah ezanlarını hep mi severdim? Ses ışığa dönüşür sabahları. Kuklacı cevap vermez. Asla. Kimseyle konuşmayan bir Yaratıcı mümkün mü? Bunları yazmıştım kâğıtlara. Çok önceleri. İşte hepsi burada... Kuklacı ipimi geriyor. Gülümsemeye çalışıyorum, acıyor. Bu da bir nevi vahiy.