Büyük bir mabet hayal ediniz. Fakat bu mabet büyük, çok
büyük olsun!.. Bizim ülkemiz kadar büyük olsun!. Bu ülkede
yaşayan halkların hepsi birlikte o mabetteki büyük bir avizeye
benzer. Milletin her bir ferdi, bu avizenin bir mumu gibidir.
Bütün mumların hep birden parladığını ve hiç sönmeden
yanmaya başladığını düşününüz. Böyle bir manzaranın seyri
ve hayali bile insana ne kadar büyük bir zevk verirdi?
Yabancı uluslar, kendi ülkeleri içinde yetişen çiçekleri,atları, öküzleri ve koyunları terbiye ediyorlar. Bunları başka memleketlerdeki tarlalara, ormanlara ve çayırlara yayılacak
şekle sokuyorlar. Toplumlarının bir parçası olan köylü veişçilerinin bilgi ve becerilerini böylece yükseltip
geliştiriyorlar.
Biz ise ne yapıyoruz? Bırakın hayvanları terbiye etmenin,
insanları eğitmenin yollarını ve çarelerini bile düşünmüyoruz.