"Başıma gelebilecek en iyi şey Miss Manette, şu an burada bulunmam. Bırakın da yanlış yolda ilerleyen şu hayatımın geri kalanında kalbimi size açtığım günün anısıyla yaşayayım ve şimdi acıyıp üzüldüğünüz şey benimle birlikte yaşasın hep."
"Hayır, Miss Manette; hiçbir şeyi hak etmeyen bir adam olduğumu biliyorum. Beni nasıl hayata döndürdüğünüzü, bir kül yığınından farksız olan beni aniden nasıl kor ateşe çevirdiğinizi anlatmak bir zayıflıktı belki, gerçekten zayıflık ama öyle bir ateş ki bu, içime işlemiş olsa da hiçbir şeyi kıpırdatmıyor, hiçbir şeyi aydınlatmıyor, hiçbir işe yaramıyor, için için yanıyor sadece."
"...eğer karşınızdaki şu adamın -kendini harap etmiş, tüketmiş, sarhoş ve beş para etmez sefil yaratığın- sevgisine karşılık vermeniz mümkün olsaydı bile, tüm mutluluğuna rağmen size ıstırap, acı ve pişmanlık verdiğinin, sizi hayal kırıklığına uğratıp hayatınızı mahvettiğinin ve kendisiyle birlikte aşağılara çektiğinin her an her dakika farkında olurdu. Kalbinizde bana karşı bir sevgi beslemeyeceğinizi çok iyi biliyorum; böyle bir şey istemiyorum da; hatta böyle bir şey olamayacağından dolayı minnettarım."
"Güneş hüzünlü hüzünlü yükseldi; güneşin üzerine vurduğu hiçbir şey, sahip olduğu yetenekleri ve güzel duyguları kullanma becerisinden yoksun, kendi yararı ve mutluluğu için bir şeyler yapmayı beceremeyen, dahası bu feci halinin farkında olan ve bu feci halin onu tüketmesi pahasına kendinden vazgeçen bu adamdan daha hüzünlü değildi."
"Gece vakti büyük bir şehre girdiğimde karanlıkta kümelenmiş bütün o evlerin her birinin içlerinde kendi sırlarını barındırdıklarını düşünürüm, her bir evin her bir odasında ayrı bir sır vardır ve bunların içlerinde çarpan her bir yürek de hemen yanı başındaki yüreğin bile bilmediği ayrı bir sır taşır içinde!"