Yalnızca Harry Potter severlerin keyif alacağı, olumlamalarla dolu ve hayata kısa bir mola verip dinlenmenize yardımcı olacak kitap olmuş. İnsanı pozitif düşünmeye itip tavsiyeler verir nitelikte.
Okurken çok keyif aldım. Küçük Prens’in gezisi boyunca yoluna çıkan her şeyi farklı bir açıdan görüp değerlendirmesi, gözlerimizi açıyor. Asla sadece bir çocuk kitabı değil, öyle değerlendirilmemeli. Tilki’nin dediği gibi:
“Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Yazarın kalemi sade ve yalın olduğundan kolayca okunuyor, hikaye güzel akıyor. Gece Yarısı Kütüphanesi’nden sonra bu kitaba da büyük heveslerle başladım zira ilk kitabı çok beğenmiştim. Yine tatlı bir fantastik hikayenin sonunda manidar ufak dersler veriyor yazar bu kitapla bize. Gelecek kaygısı hemen herkesin yaşadığı bir şey. Ancak hayatta ne kadar vaktin olursa olsun asıl mesele varacağın yer değil yolda giderken yaşadıkların, anıların ve birikimlerin. Yaşarken manzaranın keyfini çıkarmak gerek :) Okurken keyif aldım ve eğlendim. Kafa dağıtmak ve realiteden kaçmak isteyen herkesin kolaylıkla okuyabileceği bir kitap.
Vincent van Gogh ile yazılı olarak ilk tanışmamdı. Kendi kalemiyle kardeşine yazdığı şahsi mektuplarını okumak, yaşadığı buhran ve duygu selinin içine ayrı bir müdahil ediyor bizleri. Yeteneğini kardeşinden aldığı sonsuz destek ile ortaya koyma fırsatı yakalamış Vincent. Hastalığı bu kadar erken yaşta ket vurmasaymış nice eserler verirmiş. Baştan sona merak içinde okudum yazdıklarını. Hüzünlü bir yanı var yaşadıklarının. Ancak öldükten sonra eserlerinin bunca değer görmesi bu hüznün yalnızca küçük bir parçası.
Serinin ilk iki kitabına göre daha durgun geçti bu kitap benim için. Nitekim olayların iyice kızışmaya başladığını anlıyoruz sonuna doğru. Yine olanlar oluyor ve bizim kız rahat duramıyor. Celaena için işler gittikçe zor ve heyecanlı bir hal aldı. Bu da okurken beni iki kat daha fazla sürüklemek demek. Dördüncü kitaba merakım arttı.