*SPOILER İÇERİR*
Herkese merhaba!
Bu ay kitap kulübümüzde Martin Eden'ı okumaya karar vermiştik. İyi ki de vermişiz. Ne kitaptı ama!
İtiraf etmeliyim ki sonlara doğru kitap bitmesin diye yavaş yavaş okudum.
Eserde kendini sıfırdan yaratmaya adamış, ateşli bir genç beyin görüyoruz. Öyle ki Martin kendini geliştirdikçe okuyucular olarak biz de rahatlamış oluyoruz.
Martin'i bu gelişime iten de büyük aşkı Ruth Morse. Eser boyunca bir karakterden ne kadar tiksinebilirsem o kadar tiksindim. Ruth; aşkın ne olduğuna dair en ufak bir bilgi kırıntısı bile olmayan biri. Tek amacı beğendiği bedene ideal bulduğu erkeği eklemek. Böyle insanların varlığını düşünmek ruhumu sıktı.
Martin'in geçirdiği ağır yoksulluk dönemlerinde sanki siz ya da bir dostunuz aç kalmış gibi hissediyorsunuz. Öyle ki en nihayetinde Martin Eden amacına ulaştığında yüzünüzde buruk da olsa bir gurur gülümsemesi oluşuyor. Buruk diyorum çünkü Martin Eden bu başarılardan sonra yokuş aşağı büyük bir hızla manevi olarak çöküşe geçiyor.
Martin'in yaşadığı buhranlar ona acımanıza sebep oluyor.
Eserin epiloğunda bir dosta veda ediyorsunuz ve bu veda kalp kırıcı.
Peki siz Martin Eden'ı nasıl buldunuz?