Tugce

İnsan hakikate talip olmadan, bu uğurda bir araba dolusu soru sormadan evvel, olası cevapları kalbinde tartmalı; fırtı­nalara, tufanlara, tabiatın cümle mücazatına hazırlanmalıy­dı. Bilmek çünkü, ağılı bir cezaydı.
Reklam
Uzun süre aynı kişinin avucunda atmaktan yorgun düşmüş bir kalp, yine o kişi için bir tur daha hızlanır mıydı?
Bazı acı­ların çünkü, cümlesi olmaz. Sözcükler, kimi manaların yükü­nü kaldıramaz
Hayatlarımız, şımarık turistle­rin küçük kaçamaklar için uğrayabileceği sayfiye yerleri de­ğil, beyefendi. İnsan kalamayacağı yerlere gelmemeli, tuta­mayacağı sözler vermemeli. Sahip olmadığı şeyleri, aşkı mesela, onun için her şeyden vazgeçmeye hazır birine vaat et­memeli. Umursamadığı bir kalbin kapısını, sırf meraktan çalmamalı insan.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Bir boşluğun yeri sancıdı. İlahi hüküm gibi kati, ta­bii afet gibi yıkıcıydı. O an dünyaya bir duygu olarak gel­sem, baştan ayağa hasret olurdum. Özlüyordum. İçimde ya­rım kalmış bir yer vardı; kalan yarıma karşı iştiyak duyu­yordum. Ama neydi o yarım, nasıl tamamlanırdı, işte orasını bilemiyordum. Kalbimdeki boşluktan içeri dolan kimin, ne­yin özlemiydi? Annemin mi, sabık sevgilimin mi, kadrini bile­mediğim gençliğimin mi, elimden kaçıp gittiğini hissettiğim hayatımın mı, olmak istediğim benle olduğum ben arasında kaybolmuş kendimin mi? Neyin?
Reklam