Tugce

Başlangıçta öyle görünmese de birinin yokluğuna alışmak, varlığını be­nimsemekten kolaydı. Kimsenin yokluğu, varlığı kadar yara­layamazdı insanı. Yok vardan az acıtırdı.
Reklam
Ama çok şey söylemek gelince için­den, susmalıydı insan. Birine çok şey söylemek istemek, o bi­rini haddinden fazla önemsemekti çünkü. Böyle aşırı önemseyen, kaybetmemek için ne yapacağını bilemezdi.
Yetimlik ebeveynden değil, insanın ruhu­nun üflendiği yerden geliyordu. Hepimiz yetimdik. Yoksa yal­ nızlık, nükleer bombalardan bile daha büyük dert olur muy­du başımıza...
Rengi solmuş hayatı­mın kasvetinden turfanda bir sevgili mi kurtaracaktı beni?
Herkes bir gün ölürdü. Pollyannalar bile. Ama bazıları, meleklerin en çalışkanı olmak için didinen kırmızı kurdele­li Azrail'i ters köşeye yatırıp, mezar taşında yazacak tarihi kendi belirlerdi.
Reklam