Dostoyevski romanlarından aşina olduğumuz o kasvetli tema hakim kitaba. Taşradan büyük şehre göç eden ana karakter yoksullukla ve insan ilişkileriyle sınanıyor. Çocukluğundan itibaren insanlardan korkup kaçmış ve kendine bir soytarı kimlik inşa etmiş. Kendi kimliğiyle kendi ailesi içinde bile var olabileceğine inanmamış, ancak soytarılıkla insanları güldürürse kabul göreceğini düşünmüş. Elbette ki böyle bir çocukluk yetişkinlikte onu uyumsuzluğa, yalnızlığa ve bağımlılıklara sürüklemiş. Böyle trajik hikayeler okumak ne işimize yarar bilmiyorum. Okurken keyif almazsınız bu kitaplardan, sadece içinizi daraltır. Edebi olarak başarılı olsa da durduk yere, mutsuzluk saçan bu tür kitaplar okumanın çok da gerekli olmadığını düşünüyorum.
Dilini beğendim. Sıralı okumaya çabalarken daha fazla odaklanmanız gerekiyor. Bir günde bile okunabilir. İnsan kendi hayatına sahip çıkmazsa aynı bu kitaptaki gibi başkasının hayatını kendininmiş gibi anlatabilir. Bana hep bu dersi hatırlatacak.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Bir kitap beni böylesi tatmin etmeyeli uzun zaman olmuştu. Harika akıcı bir dili var yazarın ve ne dediğini biliyor. Altını çizdiğim birçok cümlesi var. Hayat dersi niteliğinde.