Bir sonraki görüşmede hasta, onaylanma ihtiyacı hissederek geçirdiği bir hafta sonundan bahsetti, görüşmeye hissizleşmiş bir halde ve tedaviye son verme isteğiyle gelmişti. Kendini umutsuzluk hislerine karşı savunmak için, hafta sonu boyunca yeniden birleşme isteğini eyleme vurmayı ne kadar istemiş olduğuna dikkat çektim. Hasta şöyle yanıt verdi: “Sırf kendisi için sevilmek isteyen umutsuz bir çocuk olmak istemiyorum. Sevgi görememek umutsuzluğa, anlamsızlığa, kara bir boşluğa ve ölüme yol açıyor. Bir bebek olduğum için sevildim, fakat büyümeye başladığımda hiç sevgi görmedim. Annemin sevgisi büyümeme ayak uyduramadı. Büyük hayranlıktan, hiçliğe gittim. Bağımlılığım oranında sevgi gördüm.”
Sayfa 348
Terk edilme depresyonunun üzerinde derinliğine çalışma evresinin en can alıcı noktasında, en yoğun olan ve duygularda en çok ifade edilen şey, Peter'in ayrılma ve bireyleşmesi durumunda kendisinin ve annesinin öleceğidir. İntihar depresyonu ve öldürücü öfke birbiri ardına ortaya çıkmaktadır. Terapide bunun ortaya çıkışı, onu terapiye getiren kalple ılgili ik hastalık belirtilerini tetikler ve bu belirtileri terk edilme depresyonunun somatik semptomları olarak bağlar. Yani, Peter öldürücü öfkesinin ifade edilmesine izin verdiği takdirde, karşılık olarak öldürülecektir.
Sayfa 345
Reklam
Hasta artık gerileme ve eyleme vurma ile ilerleme ve derinliğine çalışma arasında gidip gelmektedir. Çözülmesi gereken asıl direnç, terk depresyonunu gerçekliğe yansıtmasıdır, yani terapide ilerleme kaydettiği takdirde (veya ayrılmayı ve bireyleşmeyi gerçekleştirdiği takdirde) gerçekten öleceğini düşünmesidir. Bu noktada terapistin yapması gereken en önemli şey hastanın korkularına gerçeklik sınırları koymaktır. Bunu yaparken de şu hususa işaret edilmelidir; her ne kadar hasta önünde ÖNİP-patolojik ego arasındaki ittifak ya da “sürüngen” ve GNİP başka bir deyişle “ölüm” olmak üzere iki seçenek bulunduğunu düşünse de gerçekte üçüncü bir seçeneğe daha sahiptir ki bu da GNİP'in analiz edilmesi ve ayrılma-bireyleşmeyi gerçekleştirerek yetişkin bir birey olmaktır. Terapistin bu şekilde hastaya güven vermesi, hastanın korkularını derinliğine çalışma isteğini artıracaktır.
Sayfa 297
SKB: sınırda kişilik bozukluğu;
İstikrarsız ilişkiler, romantik ilişkilerin son derece hararetli ve genellikle kısa süreli olduğu ergenlik ve yetişkinlik çağına uzanır. Borderline birey, bir gün partnerinin çılgınca peşinde koşuyorken ertesi gün onu sepetleyebilir. Daha uzun süreli -genellikle yıllardan ziyade haftalar ve aylarla ölçülen- ilişkiler, genellikle öfke, merak ve heyecan çalkantılarla doludur. Bu, çocukluk döneminde aşırı duyarlılığı ve mesafe koyma tercihini gösteren araştırma sonucuyla ilgili olabilir.
Sayfa 26 - Nova Kitap·Kitabı okuyor
Garip bir dengedir bu: Yaşadığı yakınlıklar ve uzaklıklar -yakınlaşmalar, uzaklaşmalar-, kişinin yaşamında karşı karşıya gelerek, hem bir yoğun çelişmeler yumağı, hem de bir uzun uyumlar dizisi oluşturur:-
Zetzel'in belirttiği gibi (244), tedavi yavaş, usandırıcı ve uzun süren bir uğraş halini alabilir. Bu nedenle terapist hastanın yavaş gelişme göstermesine ve tedavinin küçük sonuçlarının çok uzun sürede gerçekleşmesine hazırlıklı olması gerekmektedir. Fakat bu demek değildir ki terapist dikkati bir an elden bırakabilir, eğer terapist bu uzun süreç nedeniyle dikkatini bir an olsun elden bırakırsa hastanın patolojik egosu yeniden kendini göstermeye başlayacaktır.
Sayfa 243
Reklam
Reklam