Bu yalnız çabanın ne kadar acı ve ızdırap verici olduğunu nihayetinde yalnızca hasta bilir. Psikiyatristin soyut ve teknik terimleri, Peter için yararlı olmakla birlikte, çektiği acılar açısından, dayanmak zorunda olduğu duygunun derinliklerini anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Hastanın partneri olan terapistin yapabileceği tek şey bir kenara oturmak ve az da olsa bir şans verildiğinden kendiliğin o inanılmaz iyileştirici gücüne bir kez daha şaşırmaktır. Bu terapi için en son yorumu Peter yapmalıdır. Peter'ın gitmesine bir saat kala, bir hastaya telefonda kısaca ofisimin yerini tarif ettim. Peter olup biteni hemen anladı ve şunları söyledi: “Yaşadığı bir problem için yardım almaya geldiğini düşünüyor, fakat bütün hayatını değiştirecek. Bu bir cehennem, fakat her şeye değer.” Bir terapist olarak Peter'ın söylediklerine eklediğim tek söz “amin” oldu.
Sayfa 371
Son bir terapötik ikilemle karşı karşıya kalmıştım. Peter'ın işlevselliği ve intrapsişik durum büyük ölçüde gelişme göstermişti. Bölünmenin üstesinden gelinmişti ve Peter artık annesini, babasını ve kendisini bütüncül nesneler olarak, hem iyi hem de kötü, görebiliyordu. Savunmacı eyleme vurumunun azalışından anlaşılacağı üzere, ÖNİP ve patolojik ego arasındaki ittifak (işbirliği) büyük ölçüde kaybolmuştu. Artık, ayrılma-bireyleşme'yi onaylayan pozitif bir nesne olarak benden, değerli bir kendilik imgesinden, kendini iyi hissetme duygusuyla birlikte üstesinden gelme ve gerçekliğe hâkim olma kapasitelerine dayanan yeterli kendilikten oluşan yeni bir nesne ilişkileri birimi vardı. Terk edilme depresyonu ve öldürücü öfkesi üzerinde derinliğine çalışmıştı. Hala var olan gerçek endişesinin üstesinden gelmek için hissizleşmek zorunda kalmadan, artık kendi düşünceleri ve hisleri doğrultusunda yani bireyleşme doğrultusunda hareket ediyordu.
Sayfa 369
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir sonraki görüşmede hasta, onaylanma ihtiyacı hissederek geçirdiği bir hafta sonundan bahsetti, görüşmeye hissizleşmiş bir halde ve tedaviye son verme isteğiyle gelmişti. Kendini umutsuzluk hislerine karşı savunmak için, hafta sonu boyunca yeniden birleşme isteğini eyleme vurmayı ne kadar istemiş olduğuna dikkat çektim. Hasta şöyle yanıt verdi: “Sırf kendisi için sevilmek isteyen umutsuz bir çocuk olmak istemiyorum. Sevgi görememek umutsuzluğa, anlamsızlığa, kara bir boşluğa ve ölüme yol açıyor. Bir bebek olduğum için sevildim, fakat büyümeye başladığımda hiç sevgi görmedim. Annemin sevgisi büyümeme ayak uyduramadı. Büyük hayranlıktan, hiçliğe gittim. Bağımlılığım oranında sevgi gördüm.”
Sayfa 348
Terk edilme depresyonunun üzerinde derinliğine çalışma evresinin en can alıcı noktasında, en yoğun olan ve duygularda en çok ifade edilen şey, Peter'in ayrılma ve bireyleşmesi durumunda kendisinin ve annesinin öleceğidir. İntihar depresyonu ve öldürücü öfke birbiri ardına ortaya çıkmaktadır. Terapide bunun ortaya çıkışı, onu terapiye getiren kalple ılgili ik hastalık belirtilerini tetikler ve bu belirtileri terk edilme depresyonunun somatik semptomları olarak bağlar. Yani, Peter öldürücü öfkesinin ifade edilmesine izin verdiği takdirde, karşılık olarak öldürülecektir.
Sayfa 345
Hasta artık gerileme ve eyleme vurma ile ilerleme ve derinliğine çalışma arasında gidip gelmektedir. Çözülmesi gereken asıl direnç, terk depresyonunu gerçekliğe yansıtmasıdır, yani terapide ilerleme kaydettiği takdirde (veya ayrılmayı ve bireyleşmeyi gerçekleştirdiği takdirde) gerçekten öleceğini düşünmesidir. Bu noktada terapistin yapması gereken en önemli şey hastanın korkularına gerçeklik sınırları koymaktır. Bunu yaparken de şu hususa işaret edilmelidir; her ne kadar hasta önünde ÖNİP-patolojik ego arasındaki ittifak ya da “sürüngen” ve GNİP başka bir deyişle “ölüm” olmak üzere iki seçenek bulunduğunu düşünse de gerçekte üçüncü bir seçeneğe daha sahiptir ki bu da GNİP'in analiz edilmesi ve ayrılma-bireyleşmeyi gerçekleştirerek yetişkin bir birey olmaktır. Terapistin bu şekilde hastaya güven vermesi, hastanın korkularını derinliğine çalışma isteğini artıracaktır.
Sayfa 297
SKB: sınırda kişilik bozukluğu;
İstikrarsız ilişkiler, romantik ilişkilerin son derece hararetli ve genellikle kısa süreli olduğu ergenlik ve yetişkinlik çağına uzanır. Borderline birey, bir gün partnerinin çılgınca peşinde koşuyorken ertesi gün onu sepetleyebilir. Daha uzun süreli -genellikle yıllardan ziyade haftalar ve aylarla ölçülen- ilişkiler, genellikle öfke, merak ve heyecan çalkantılarla doludur. Bu, çocukluk döneminde aşırı duyarlılığı ve mesafe koyma tercihini gösteren araştırma sonucuyla ilgili olabilir.
Sayfa 26 - Nova Kitap·Kitabı okuyor