Çevirmenin düşündüğü.
6/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
Güvenli Trade Sanatı .Adam gibi cevrilse baya 10/10 kitap olurmuş. Maalesef yer yer ceviriden sebep okumaktan çok zorlandım. Trade kısmında anlasilmaz çok nadir şey varken psikolojiden bahsederken anlamsız çok kelime kullanılmış. Fazla psikolojik terimlere de dalmış. Muhtemelen çevirmenler borsadan anlayan ama kavramsal kelimelerden çok anlamayan tayfa sanırım. Tabii bu iyi niyet yapay zeka, Google'a da cevirttirmis olabilirler. Editör de yer yer uyumuş belli ki. Hatta okumamış belli ki. Aynı kelimeleri ustuste kullanılan yerler üçüncü basım da bile düzeltilmemiş. En beğendiğim kısım son bölüm oldu. Net yazılmış çünkü.
Güvenli Trade SanatıMark Douglas · Nobel Yaşam · 202293 okunma
Kendine Ait Bir Oda
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2024 14:06
Bu kitabı bitirdiğimde kendime sorduğum ilk şey şu oldu: “Benim odam nerede?” Çünkü Woolf’un anlattığı “oda” sadece dört duvarla sınırlı değil. Kendi sesini duyabileceğin, özgürce üretebileceğin, kimseye hesap vermeden düşünebileceğin bir alanı simgeliyor. Woolf, kadınların edebiyat dünyasında var olabilmesi için bir odaya ve ekonomik özgürlüğe ihtiyaç duyduğunu söylerken, aslında çok daha derin bir gerçeğe dokunuyor: Yaratıcılığın ön koşulu, özgür olabilmek. Kadınların üretebilmesi için “kendine ait bir oda ve yıllık belli bir gelir”e ihtiyaç duyması ilk okuduğunuzda basit bir tespit gibi görünse de sayfalar ilerledikçe bunun aslında kadınların hayatları boyunca yaşadığı sınırlamaların özeti olduğunu fark edeceksiniz. Çünkü yaratmak için önce alan gerekir; yalnız kalabilmek, düşünceye zaman ayırabilmek gerekir. Ama tarih boyunca kadınlardan beklenen hep ev işleri, annelik, eşlik oldu. Peki ya onların hayalleri, fikirleri, üretimleri? Çoğu susturuldu, görmezden gelindi ya da hiç ortaya çıkamadı. Woolf, kadınların yüzyıllar boyunca edebiyatın içinde nasıl geri planda bırakıldığını, isimlerinin unutulduğunu ya da erkek kardeşlerinin gölgesinde kaldığını çok çarpıcı örneklerle anlatıyor. Mesela Shakespeare’in hayali bir kız kardeşini düşünmemizi istiyor ve diyor ki:“Shakespeare’in bir kız kardeşi olsaydı, onun dehası yaşamasına izin verilmezdi.” Tarihin kadınların sesini nasıl susturduğunu çok net gösteriyor bu alıntı. Woolf bunu farazi bir örnek üzerinden vermiş ama binlerce gerçek örneği var zaten mesela aklıma gelmişken size 20.yy.ın en çok haksızlığa uğramış kadınlarından biri olan Mileva Maric’ten, Einstein’ın eşinden de bahsedeyim. Mileva, Einstein’in fizik sınıfındaki tek kadındı, 5 dil biliyordu, Einstein’ın çözemediği soruları çözüyordu ve Einstein’ın meşhur
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
Öncelikle açıkça söylemeliyim ki, bu esere tam anlamıyla nesnel ve tarafsız bir yorum yapmam benim için çok zor, çünkü kitabı okurken eserlerine, sanatına ve kendisine hayranlık beslediğim Oscar Wilde benim düşünce dünyamdaki sarsılmaz yeri sayesinde bir miktar üzerimde etki kurmuş olabilir. Ancak zaten sanatın üretim değil tüketimle var olduğunu, düşünülenin değil düşündürülenin eser olduğunu düşünürsek bu zaafımı mazur görürsünüz diye umuyorum. Oscar Wilde, hepinizin malumu, eşcinsel kimliğinden hiç çekinmemiş hiç kaçınmamış bir yazar. Çağdaşları olan bireyler ve toplumlara göz attığımızda bir eşcinsel erkeğin ya da kadının yönelimini bir "hastalık" olarak kabul edip utançla yaşaması bile bir devrim niteliğindeyken Wilde, utanç duygusu olmadan, kendisinin hissettiğinin yüreklere can veren sevginin bir başka formu olduğunu, bırak ahlakdışı ya da utanç verici olmayı güzel ve hafif bir his olduğunu idrak etmesiyle şu anda bile çoğu insanın sağlayamadığı bir anlayış kapasitesine sahip, dünyaya inmek için erken davranmış bir insan olduğunu kanıtlamıştır. Hâl böyle olunca Dorian Gray'in Portresi gibi eserlerindeki karakterlerine yönelimini yansıtmaktan geri durmamıştır. Bay W.H.'nin Portresi'nde de Shakespeare'in Soneleri üzerine kurulmuş teorilerden birini dile getiriyor ve bu teori etrafında bir hikaye şekillendiriyor yazarımız. Soneler'in başında adı geçen ve kitabın kendisine ithaf edildiği Bay W.H.nin kim olduğu üzerine ortaya atılan fikirlerden biri olan Bay W.H.nin Shakespeare bünyesinde çalışmış bir tiyatrocu olması teorisi üzerine kafa yoran ve bu teori peşinde değişik yerlere sürüklenen üç insandan bahsediyor bize öykü. Shakespeare'in yazdığı bu romantik şiirlerin yöneltildiği insanın bir erkek olması üzerine karakterlerin yaşadıkları kendi farkına varma
1000Kitap
Bay W.H.’nin PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 2022437 okunma
Büyük Beklentiler, Büyük Hayal Kırıklıkları
4/10
·256 syf.··
2025 208. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2025 09:55
Kitaba gerçekten büyük beklentilerle başladım ama maalesef hayal kırıklığıyla bitirdim. 260 sayfalık bir kitabı iki ayda zor okuyabildim, o da inatla yarım bırakmamak için. Kısaca konudan bahsetmem gerekirse: Alternatif bir gelecekte, İngiltere’de yaşayan düz adam Charlie’yi takip ediyoruz. Bu evrende Alan Turing ölmemiş ve bilime yaptığı katkılar sayesinde robotlar, yapay zeka ve bilgisayarlar inanılmaz derecede gelişmiş. Charlie işsiz, borsadan para kazanarak geçinmeye çalışıyor. Bir zamanlar ilkokulda robot kulübünde radyo yapmış, o yüzden kendini deha sanıyor ama açıkçası tam bir narsist ve pek de zeki olduğu söylenemez. Bu arkadaşımıza annesinden para kalıyor ve gidip üstüne başına bir kıyafet almak yerine gidiyor insansı yapay zekalı son model bir robot satın alıyor. Sebep? Sözde Turing üzerine bir kitap yazmış, üniversitede antropoloji okumuş ama mezun bile olmamış; kendini bilim insanı sanıyor bu robotla da deney-gözlem yapacakmış. Bir yandan da üst kat komşusu Miranda’dan hoşlanıyor, onunla yakınlaşmak için bu “gözlem” bahanesini kullanmak istiyor. Evet, durum tam olarak bu. İlk üç bölümde “hadi geliyor galiba” dedim ama sonrası tamamen hayal kırıklığı. Üstüne bir de Charlie durup dururken İngiltere’nin iç ve dış meselelerine, siyasetine dalıyor. Gerçekten, alternatif gerçeklikteki İngiltere’nin siyaseti hiç umrumda değil Charlie ya. Üstelik bu siyasi arka plan ne yapay zekayla bağlanıyor ne de karakter gelişimine hizmet ediyor. Sadece kitabın zaten düşük olan temposunu iyice dibe çekiyor. En büyük hayal kırıklığıma gelirsek: Bu kadar gelişmiş bir robotun temizlik ve ev işleri için kullanılması gerçekten sinir bozucuydu. İkinci hayal kırıklığım da konunun, insan-robot ilişkileri üzerine derinleşmesini beklerken kitabın bir anda Charlie ve Miranda
Benim Gibi MakinelerIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2019453 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 69. kitabı
Evet serinin üçüncü kitabı da bitti. Genel olarak sevsem de tek bir şey rahatsız etti beni o da kitabın genel konusu olduğu için küçük bir hayal kırıklığı yaratmadı diyemem. Rahatsız eden şeye gelcek olursak bunu konuya değinerek söylemek istiyorum. Kitap geçirdiği bir trafik kazası sonrasında böbrek nakline ihtiyaç duyan Skylar ile başlıyor. Kurtulmak için tek çözüm bir nakil ve uygun donör ise yok. Zengin olan babası tam burada devreye girip kara borsadan bir böbrek alıyor ve hikayeye Renzo dahil oluyor. Karakterlerimiz bu ikisi. Gelelim nasıl tanıştıklarına, Renzo'nun kardeşi gibi gördüğü birisi daha önce kan bağışında bulunduğu için onun Skaylar ile uyumlu olduğunu öğrenen satıcılar kim olduğunu bilmeden yakalyıp nakli gerçekleştiriyor. Kardeşinin öldüğünü öğrenen Cosa Nostra'nın patronlarından biri olan Renzo ise bu işte parmağı olan herkesi öldüreceğine yemin ederken kızı babası daha çok acı çeksin diye esir alıyor. Buraya kadar her şey normalken kitabın düşmandan aşka olduğu da belli sorun yok. Rahatsız olduğum kısımsa her şey çok hızlı gelişti, düşmandan aşka olayı bir anda olup bitiverdi. Onun dışında güzel ve akıcı bir kitaptı ki yazar serideki her kitapta mafya alemine baraz daha giriyor, kendini iyi geliştiriyor.
Hunted by a ShadowMichelle Heard · Independently Published · 202433 okunma
Kitap hakkında detay içerir..
Puan vermedi·358 syf.··
2025 9. kitabı
Kütüphaneden aldığım bir kitap daha.. yazar akıcı yazmasına yazmışta bazı yerleri çok abartırak anlatmış bazı yerlerini de kısa kesmiş. Adam o kadar aksiyon yaşamış, borsadan bahsetmeye başladı aksiyonlardan sonra.. atlılara ne oldu (yani sineklere)tam anlamadım bir sayfamı atlattım o sırada.. kate ile de jimin arası iyi olacak sanıyordum, jim kateyi kurtardıktan sonra adamın yanından resmen gitmek istedi… neyse kitap idare eder ha filmi çıkarsa filmini izleyin daha güzel olur bence :)
Mahşerin İlk AtlısıClem Chambers · Kassandra · 201416 okunma