Olum İnsan bu kadar da Boş kitap alıp sonra da bunu çok iyi bişeymiş gibi paylaşmaz.Reklam veren Boş şey seni engelledim senin gibi Boş beleş birisini devamlı görmeye katlanamam
Alıntı
Hoş olur
Gün gelir Hırsızlar zengin Metresler eş Serseriler adam olur Odundan kapı, taştan saray olur Gün gelir Kezbanlar destan Onları destan yapanlar mestan olur Gün gelir Çivisi çıkar dünyanın Konuşamayanlar hatip Şifa veremeyenler tabip Yazamayanlar kâtip olur Ama yine öyle bir gün gelir ki işler ters döner Aldatan, bir gün sadakat için Çalan, bir gün adalet için Döven, bir gün şefkat için yalvarır ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur Şâha da fazla güvenme Gün gelir mat olur. İnsan yaratıcısına bile nankör iken Sana vefalı mı olur? Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur Bahar biter kış olur. Gün biter gece olur. Söz biter sükût olur. Zenginlerde metelik, Güzellerde cemâl, Güçlülerde kuvvet kalmaz olur
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Çanta ve ayakkabı görüşüm sebze ve meyve için de geçerli
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı. Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı. Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Duygu ve Düşünce
gözler... gözlerde gece... ben, kalemimi karanlığa batırıp defterlerde bir boş yer daha dolduruyorum. ârif nihat asya, kubbeler*
Seni anlatacak söz bulamadım.
1000Kitap
İnsanın kendi hiçliğini, evrendeki o küçücük yerini fark etmesi, aslında kaybolmak değil, tam aksine kendini bulma yolculuğunun ilk adımıdır. Bu farkındalık ilk bakışta karamsar veya yıkıcı gelse de, derinlemesine bakıldığında insanı özgürleştiren muazzam bir güce sahiptir. Bu "hiçlik" bilincinin insana kazandırdığı birkaç temel eşiği şöyle sıralayabiliriz: 1. Kibrin ve Egoların Sonu İnsan, dünyayı kendi etrafında dönen bir merkez sanma yanılgısına düşmeye çok müsaittir. Makamlar, mallar, unvanlar veya haklılık iddiaları bu yanılgıyı besler. Ancak koskoca bir kainatın içinde, zamanın ve mekânın boyutlarını düşündüğümüzde aldığımız tek bir nefesin bile ne kadar küçük bir nokta olduğunu anlamak, insanı o ağır ego yükünden kurtarır. Kibirsiz bir insan, toprağa yaklaşır; sadeleşir. 2. Gerçek Özgürlük ve Hafifleme Hiçliğini kabul eden insan, dünyanın yükünü tek başına sırtlanmaktan vazgeçer. Kusursuz olmak, her şeyi kontrol etmek veya herkese kendini kanıtlamak zorunda olmadığını anlar. Bu durum eylemsizlik veya tembellik doğurmaz; aksine, insanı hayata karşı daha cesur kılar. Kaybedecek "büyük bir iddiayı" bıraktığında, elindeki anı ve hayatı en samimi, en dürüst haliyle yaşamaya başlar. 3. "Hiçlik"ten "Hep ifadelere" Geçiş Geleneksel felsefede ve tasavvufta da bu kavram merkezi bir yer tutar. İnsan önce "hiç" olduğunu (kendi başına bir mutlaklığı olmadığını) idrak eder ki, içindeki o boş ego odasını boşaltabilsin. İçi boşalan bir kap ancak o zaman gerçek anlamla, adaletle, sevgiyle ve evrensel hakikatle dolabilir. Kendini "hiç" görebilen insan, bütünüyle bağ kurabilir ve ancak o zaman "hep" olabilir. "Gözünü açıp baktığında, her şeyin senin etrafında döndüğünü sanırsın. Ama başını kaldırıp göğe baktığında, o muazzam düzenin içinde ne kadar küçük bir imza olduğunu fark
1000Kitap