Hayat kimisine göre sıradanken kimilerine göre de bir o kadar karmaşık. Birilerinin yaşamak için davası, savaşı varken dünyanın öbür ucundaki birileri sadece yiyip içip galesiz ölmek. Sayısız nimet ve imkâna rağmen, sadece kendini düşünerek hikmete koşmayan ve hayâtını boş geçirenler var bunlar da meyvesiz bir ağaç' a benziyorlar. Misal; Çınar ağacı büyük bir ihtişama sahiptir ve bin yıl yaşayabilir. Lâkin meyvesi yoktur. Hatta ondan kereste bile olmaz, sadece odun olarak kullanılabilir. Lâkin bir zeytin ağacı dikildikten bir sene sonra hemen meyve vermeye başlar. Zâhiren bakıldığında bir ihtişâmı da yoktur. İnsanlar o kadar çok popüler kültür kölesi olmuş ki dışarı çıkıp baktığımda artık kız ve erkeği birbirinden ayırt edemez olduk. Ve bilgiye erişimleri tek tuşla olacak fırsatları var ama kullanmıyorlar. Bir şeyi veya görüşü savunuyorlar ama kendileri araştırdıkları bilgilerle değil hazır önlerine yalan yanlış konulan bilgilerle. Tek şaşırdığım nokta ise karşımda pırlanta gibi bir genç var ve çok akıllı maşaAllah ama zekasını kullanmıyor...
Duygu ve Düşünce
Bir yerde boş vermeli İçmeli Sevmeli Küfretmeli Ümit Yaşar Oğuzcan
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayırseverlik, boş mideler üzerinde davul çalmaktır! —Remy de Gourmont, Livre des Masques, 1896
Narsisizm sinemada! Narsisizm sinemaya gittiğinde kendini evinde hissediyordur. Çünkü sinemanın tüm öğeleri; yaratanları ve ürünleri narsisizmle yoğruluyor... “Hiç kimse” olmak zordur. Hiç kimse "bir şey" olmadan yaşamak istemez. Herkes bir şey olmak ister. Çocukluktan itibaren insan evrenin merkezi olmak, fark edilmek, sevilmek, hayranlık duyulmak, beğenilmek, övülmek, seçilmiş olmak ve tapınılmak ister. Bu her çocuğun samimi gereksinimidir. Bu gereksinim canlının özüdür. Bu arzular anormal olamayacak kadar birey için baskındır. Peki bunları arzulayan ve elde eden çocuk büyüyünce ne ister? Tabi ki bunların devamıdır arzusu. Ama çocukluk dönemi kadar arzularını naif bir şekilde ortaya koyamaz. O zaman çocuk büyüyünce kahraman olmak ister. Çünkü kahramanlar; fark edilmeyi, sevilmeyi, hayranlık duyulmayı, beğenilmeyi, övülmeyi ve tapınılmayı hak eder! “Kendimi beyaz perdede görmek istiyorum”. Bu istek aslında tanınma ve görünür olma tutkusunun bir yansımasıdır. Tek başına görünmek isteği aslında sadece görünmektir. Görünmenin ne biçimde olacağını belirlemez. İçi boş bir imge yaratmaktır amaç. TV’ye çıkanların başkalarına haber vermelerine benzer bir durumdur. "Bu akşam TV'deyim" beni seyretsene!". Ne söyleyeceğinin önemi yoktur o anda, amaç "seyredilmektir", yani "görünmektir". Aynı durum Facebook içinde geçerli değil mi? "Bak ben buradayım, varım" demektir. Ne ilginçtir ki, Facebook'ta "beğen" düğmesi vardır. Bu seçenek aslında davranışlarımızın beğenmek ve beğenilmek üstüne kurulduğunun bir ispatıdır. "Benim beğendiklerim"i işaret eder kişi çevresine. Kendini yansıtır, görünür olur ve alkışı bekler... Descartes'ın "düşünüyorum öyleyse varım" söylemi günümüz için "görünüyorum" öyleyse varım" biçimine evrilmiştir. İnsanların temel fantezileri cinsel zaferler
Toplantılar artık boş kaldığında, Slogancı duvarlara üfürdüğünde, Döner ekmekler ziyan olduğunda, Zarflar sandıklarda sıkışmadığında, Derdini dilek ve şikayet kutularına atmadığında, Haber kanalları iflas ettiğinde, Borsa uzmanları, kişisel gelişimciler, falcı ve ritüelistler işsiz kaldığında, Bankalar sabah 9 da kapandığında, Konuşacak, susacak az; yapacak çok işimiz olacak. Yeryüzünün kölesi değil halifesi olduğumuzu bileceğiz. Elbette bunların hiçbirisi yaşanmayacak. Yine de bileceğiz.
Yoldaşlar, rəyə tiktokdan kitab rəyləri (inceleme), əl işləri, hobbi, ölüm-itim olmayan heyvan videoları atın. Baxmadığım halda axmaq-axmaq videolar dolub keşfete. Profili soruşmayın yox kimi bir şeydir. Adım, şəklim olmayan boş profildir.