9/10
·288 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:40
Bitmek bilmeyen uzun cümlelere sahip bir kitap ama edebi yönden de bir o kadar okuması zevkli. Austerlitz kendini, geçmişini arayan birisi; içinde yaşadığı ve anlamlandıramadığı boşluk hissini, çocukluğunu geçirdiği ve kendisine bakıcılık yapan kişilerin yanından ayrıldıktan sonra anlamaya başlıyor. Geçmişinin izlerini Avrupa'nın birçok kentini gezerek mimarisini (kendisi sanat tarihi ve mimarisi üzerine eğitim alıyor) inceleyerek bulmaya çalışıyor ve bu sırada gördüklerini kitabın isimsiz anlatıcısına aktarıyor. Zaten ikisinin tanışması da yine böyle bir mimari inceleme sırasında oluyor. Farklı zamanlarda buluşup gördüklerimi anlatıyor Austerlitz, anne babasının akıbetini, adının nerden geldiğini, nasıl bakıcı aileye geldiğinin izlerini sürüyor.Zamanda ileri geri giderek anlatılanlardan birçok olay birbirine bağlanıyor. Beni en çok etkileyen uzun ama çok güzel yazılmış cümlelerdi.Çevirisinin zorluğunu düşündüm ve çok beğendim.
AusterlitzW. G. Sebald · Can Yayınları · 2024145 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 96. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:49
Efsaneler çağı serisinin ilk kitabı olan Eros ile karşınızdayım. Öncelikle söyleyebileceğim bence bu kitap aşkı romantik bir duygu olmaktan çıkarıp çok ayrı bir yere taşıyor. Bu kitapta Eros sadece aşk tanrısı olarak anlatılmıyor, daha çok insanın içindeki eksiklik hissinin ve sevilme arzusunun bir sembolü gibi işlenmişti diyebilirim. Mitoloji okumayı seviyorum ama burada hoşuma giden şey sadece efsaneleri anlatıp geçmemesi oldu. Eros, Afrodit ve Psykhe üzerinden aslında günümüzde insanların ilişkilerini, bağ kurma isteğini ve içimizdeki boşluk hissini sorgulatıyordu. Bazı yerlerde neden insanlar sürekli bir şeyleri eksik hissediyor? sorusu üzerine düşündürdü. İnsanların yüzyıllardır değişmeyen bir ihtiyacını, yani sevilme arzusunu merkezine koyuyor. Kitap, geçmişten günümüze insanların neden sevgi aradığını, neden içlerindeki boşluk hissini doldurmaya çalıştığını ve ilişkilerde neden sürekli bir eksiklik duygusuna kapıldığını sorguluyordu. Açıkçası kitap boyunca bende ilişkileri mi sorgulayıp durdum. Uff bırakmıştım bu işleri. Yazar kafamı karıştırdı iyi mi? Eros’un okları bu kez kalbe değil, insanın içindeki eksiklik hissine dokunuyor ve sevilme ihtiyacının geçmişten bugüne uzanan hikâyesini anlatıyor. Kitap bittiğinde kahvem yarım kalmış ve soğumuştu. Yani sizin anlayacağınız kitap kendini bir kahve içimlik okutuyor. Ve yine buradan anlayacağınız gibi o kadar çok hikayenin içine katıyor ki sizi kahvenizi bile unutturuyor. Hızlı ve keyifli okunan çok güzel bir kitaptı. Geçmişten günümüze aşkı okumak sevilme ihtiyacını derinlemesine işlemek bence güzel bir bakış açısıydı. Eğer mitolojiye ilginiz varsa ve psikolojik tarafı ağır basan kitapları seviyorsanız şans verilebilir. Lakin tamamen roman gibi akıcı bir hikâye bekleyenler için biraz daha düşünsel kalabilir.
1000Kitap
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20262 okunma
Reklam
Puan vermedi
Umudun ve çaresizliğin kıyısı: “Odasının kapısı her açıldığında ölmeyi umuyor, kapı her kapandığında ise yaşamaya mahkûm oluyordu.” (Bir insanın en kırılgan anında bile umutla yaşam arasındaki gelgitini gösterir.)
DönüşümFranz Kafka · Girdap Kitap · 2020268bin okunma
Kargaları severim ama... Bu karga yası kalbimde hissettirmedi.
Puan vermedi·122 syf.·
2026 63. kitabı
Kitap, edebiyat dünyasında özgün bir yas anlatısı olarak kabul görmüş ve birçok ödül almış. Baba, Çocuklar ve Karga olmak üzere üç farklı sesin tamamen parçalı, kolaj hissi uyandıran sayıklamaları, anlık diyalogları ve soyut metaforları üzerine kurulu bir metin. Yasın evrelerini anlatmasıyla birlikte, yazarın tercih ettiği anlatım tarzı ve dilsel biçimi bende karşılık bulmadı. Benim okuma pratiğimde bir yas anlatısının okura geçebilmesi için karakterlerin iç dünyasıyla güçlü bir bağ kurabilmem, o derin hüzün ve boşluk duygusunu kelimelerin ardındaki samimiyette hissedebilmem gerekir. Ancak Porter'ın dili fazla parçalı. Absürtlük içeren anlatılar, ölümün ve o büyük kaybın gerçekçi ağırlığını benden uzaklaştırdı. Postmodern edebiyattan, dil oyunlarından hoşlanan okurlar için hafif ve keyifli bir egzersiz olabilir. Benim dünyama dokunmadı. İyi kitaplar okumanız dileğiyle...
Alıntı
Tüylü Bir Şeydir Şu YasMax Porter · Monokl Yayınları · 2017455 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:20
"Dünya bir top gibidir ama ona sadece ayağında tutan yön verebilir." "Her çiçek açmak için zamanını bekler. Uyu çiçeğim. Açacağın zamanı bileceksin." Herkese merhaba kitap dostlarım Sizlere "Düzen Bazı Gerçeklerin Anahtarı" kitabını anlatmaya geldim. Alışılmışın dışında bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazarımızın dili akıcı ve merak uyandırıcıydı. O yüzden kitap bir oturuşta bitti desem abartmış olmam. ​Konusuna gelecek olursak; yaşları 6 ile 15 yaş arası bir grup çocuğun bir anda evlerinden uzakta bambaşka bir yerde uyanmaları ile başlıyor. Ana karakterimiz Türkan o gün gözünü açtığında kendini bilmediği bir yerde buldu. Odada hiç tanımadığı bir kadın vardı ve Türkan'ı tanıyor gibi konuşuyordu. Toplantı odasında kendisi gibi birkaç çocuğun daha olduğunu fark etti. Odasındaki kadın çocuklara neden burada olduklarından bahsetti. Düzen adı altında, çok eskilere dayanan ülkenin menfaatini düşünen ve onu koruyan bir teşkilatta özel yetenekli seçilmiş kişiler olduklarından bahsetti. Çocukları yeteneklerine göre 4 gruba ayırdı. Bozlar, Karanlıktakiler, Sakalar ve Serdengeçti. Her grubun ayrı ayrı özellikleri vardır. Türkan da Saka grubundaydı. Çocuklar eğitimden sonra normal hayatlarına döndüler. Yıllar sonra ise bir gün ansızın göreve çağrıldılar. Peki neden? Onları neler bekliyor? Normal hayatlarına yeniden dönebilecekler mi? Düzen ne zamandan beri ve ne için var?
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202414 okunma
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma
Reklam
Reklam