Harf Devrimi'nin yapıldığı günlerde biz Galatasaray'ın sekizinci sınıfında talebeydik. Bu işte en az sıkıntıyı biz Galatasaraylılar çektik. Çünkü Fransızca okuyorduk. Ama düşünün ki, bir günde bütün bir memleket okur yazarlıktan çıktı ve ümmi oldu. Halbuki Atatürk bu kararı alırken, memleketteki okur yazar sayısını arttırmak düşüncesinden yola çıkmıştı. Benim kanaatimce bu , yanlış bir düşünceydi. Çünkü eski yazıyı da, yeni yazıyı da aynı sürede öğretmek mümkündür. Bu, bir metod meselesidir.
-Ziyad Ebuzziya, Nokta Dergisi
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Peyami Safa:
Yeryüzünde bir tek memleket gösterilemez ki, orada gençler kazara millî kütüphanelerine girerlerse bir tek eser okuyamadan çıkıp gitsinler.
(1959)
Lâtin harflerin fikrin ilk ciddi propagandacısı "İçtihatçı" Dr. Abdullah Cevdet olmuştur. Fakat Mustafa Kemal Paşa'da bu tasavvuru kemâle ulaştıran,karar hâline getiren asıl tahrik Hüseyin Cahit'ten gelmiştir... ve 2 yıl sonra bir yumrukta mesele halledildi.
-N.N. Tepedelenlioğlu
Lâtin harfi istemiş olanlar için de, istememiş olanlar için de, zorla edinilmiş dahi olsa, artık bir kazançtır. Bırakılamaz ve dönülemez. Fakat lâtin harflerini kullanacağız diye eski harflere karşı kurulmuş olan o çatık kaşlı sert cephenin tahrip edici rolüne de artık katlanılamaz. Bu zorlayışa son vermek zamanı gelmiştir. Millete, eski harfleri öğretip eski dili bütün incelikleri ile kavramanın bir vatan hiyâneti olmadığı açıkça ilân edilmedildir.
- Tarih 1966, Nizameddin N. Tepedelenlioğlu
Necip Fazıl Kısakürek:
Kelimeleri söylendiği gibi yazmak, acaba hakikatte ve sâf zekâ bakımından bir fayda mıdır, yoksa bir mahsur mu? Yeni "fonetik" olmıyan ve kelime usûlüne dayanan yazı şekillerinin zekâyı beslemesinde husûsi bir payı yok mudur? "Fonetik usul, insanı, pek basit ve ucuz bir "avantaj"a karşılık, içinde hapsedilip kalacağı ve âvam seviyesinden yukarıya çıkarmıyacağı bir kabalığa mahkûm etmez mi?