Bu satırları okurken gülümsediysen, belki de anlatılanın seni ilgilendirmediğini düşündün.
Çoğu insan böyledir; hikâye başkasına ait sanıldığında rahatlar.
Ama bazen gülüş, eğlenmekten değil, tanıdık gelen bir yerden doğar.
Çünkü insan, kendine en çok uzaktan bakarken yakalanır.
Anlatılan bir başkasının hayatı gibi görünür;
ta ki bir cümle, bir duygu ya da bir davranış "ben de böyleyim" dedirtene kadar.
O anda gülüş donar, sessizlik başlar.
Bu bir suçlama değil.
Bu, fark etmeye davettir.
Çünkü bazı hikâyeler güldürmez;
aynaya çevirir.
“Yağmurun dilinden konuşuyordu.
Avucunda kanadı kırık bir kelebek.
Sanki ömrünü anlatıyordu.
Böyledir bazı hayatlar.
Bir kelebek ömrü kadar mutluluk yaşarlar...
Sonrası mı?
Sonrası...
Hep sağanak...”
Hayat muhteşemdir.
Ama sonra berbat olur.
Derken yine muhteşemdir.
Ve muhteşem ile korkunç arasında
sıradandır, olağan ve rutin.
Muhteşemi içine çek, berbatı atlatmak için dayan ve sıradanla rahatla, nefes alıp ver.
Yaşamak böyledir işte.
Yürek parçalayan, ruhu iyileştiren, muhteşem, korkunç, sıradan hayat.
Ve nefes kesici derecede güzel.
L.R. Knost