Burcu Dündar Zeypak

Onunla küçük bir insanın yürümesine, konuşmasına, dünyayı parça parça anlamasına, yeryüzünde kendisine yer açmasına, körpe bir yaşamın her gün müthiş bir iştahla değişip dönüşmesine şahit oldum. Onun çocukluğunu kendi çocukluğumun ucuna teğelledim, mutlu bir çocukluk için asla geç değilmiş, zamanın uzak bir adasında onunla akran oldum. Onunla bahçelerde anlamsızca koşarak çemberler çizdim. İkimize öğle yemeğinde patates kızarttım. Yaz güneşinin ulaşamadığı serin arka odalarda yanına kıvrılıp onunla birlikte öğle uykularına daldım. Uyanıp balkonda karpuz yerken, karşı çatıdaki kumruları dinledim. Dizlerimin üstüne çöküp karıncalara baktım. Kimsenin gülmediği şeylere güldüm. Merak etmeyi, küçücük şeylere hayret etmeyi, üzülünce ağlamayı, durduk yere pat diye sarılmayı, sarılınca her şeyi unutmayı öğrendim. Mavi'yle hayat annenin sevgili çocukları olduk yan yana. Onun çocukluğunun içinden geçerken kendi çocukluğumun da içinden geçtim, bazı hikayeleri yeni bir alfabeyle yeniden yazdım. Yeni hallerini daha çok sevdim.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir an sonra cılız bir ses duydum içimde. Her şey mümkün. Kime ait olduğunu bilmediğim bir ses. Ne erkek ne kadın. Her şey mümkün. Çıkabilirsin buradan. Buna gücün var.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Bence romantik ilişkilere çok gereksiz anlam yüklüyoruz. Hayatta bir erkekle bir kadının sadece iki kişiden ibaret romantik ilişkisinden daha kıymetli, daha kayda değer, daha süreğen şeyler var. Mutlu son takıntımız bana sorarsanız bize öğretilmiş bir şey. Hayatta karşılığı o kadar da yok.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Yolda birini durdurup saati soramayan, minibüste müsait bir yerde inebilir miyim demek zor geldiği için son durağa kadar gidip asıl ineceği yeri geri yürüyen biriydim ben.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Bütün yaşamımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim. Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış, taşmamış, yükselmemiş bile ama kurumamış da, orada eski bir göl gibi durup beklemiştim. (...) Hiç kendi kaderimi tayin edecek bir adım atmamış, ekseriyetle bana gösterilen yere ilişmiş, bundan şikayet etmemiş ama şimdilerde yeni yeni ve epey sarsılarak fark ettiğim şekilde bu sınırları belirlenmiş hayattan sandığım kadar tatmin olmamıştım.
Sayfa 50·Kitabı okudu