Bir kitapta okumuştum, çektiğimiz acının derinliğinin bilincine ancak, o acı bittikten sonra varırmışız ve büyük bir şaşkınlıkla, nasıl dayanabildim böylesi cehennem azabına, dermişiz. Gerçekten de öyle olmalı; yaşam olağanüstü bir şey. Yaralarımız şaşılası bir hızla kapanabiliyor. Kapanmış yaraların izleri üstümüzde kalmasa akıttığımız kanı bile anımsamayız. Zamanla izler bile yok oluyor. Yavaş yavaş silikleşip sonunda hiç kalmıyor. Bana da öyle olacak.
Bütün sorumluluk kadının omuzlarında, acıyı çeken, aşağılanan da hep kadın. Sizinle sevişti diye orspu dersiniz ona. Sözlüklerde bu sözcüğün erkekler için karşılığı yok., yeni bir tane uydurmak da anlambilime aykırı olur. Binlerce yıldır sözcüklerinize, kavramlarınıza, baskınıza zorla boyun eğdirttiniz bizi. Binlerce yıldır, hiçbir zarara uğramadan gövdelerimizi kullanıyorsunuz. Binlerce yıldır susmaya zorladınız bizi ve ana olmak göreviyle kısıtladınız. Her kadında bir ana ararsınız. Her kadının size analık yapmasını istersiniz; kendi kızınızın bile. Kaslarımızın sizinkiler kadar güçlü olmadığını söylersiniz, ondan sonra pabuçlarınızı boyatmak için bile bizim emeğimizi sömürürsünüz. Beyninizin bizimkinden daha üstün olduğunu söylersiniz, sonra da eve getirdiğiniz aylığın nasıl harcanacağını saptamak için bile zekamızı sömürürsünüz. Ömrü billah çocuk kalırsınız, en ileri yaşlara değin çocuksunuzdur, yedirilip temizlenmek, öğüt almak, hizmet görmek, avutulmak, korunmak istersiniz tüm tembelliğiniz ve zayıf yanlarınızla.