Yüzyıllar, bin yıllar geçti dünya kurulalı, ama insanlar hala belirsiz bir yarına inanarak çocuk yapıyorlar, çocuklarının kendilerinden daha iyi bir yaşam sürdüreceğini umarak. O daha iyi yaşam da, topu topu boktan bir kaloriferli evse... Sıcak, rahat yerlerde olmak iyidir tamam, ama tek başına mutluluk vermez, onurunu koruyamaz. Kaloriferli yerlerde de küstahlıkla, türlü dertlerle, şantajla karşılaşacaksın.
Hangi düzen, hangi ideoloji altında doğarsan doğ, her zaman bir başkasının halısını temizleyen bir kadın, çikolata isteğiyle yanıp tutuşan, utanan bir çocuk olacaktır.
Kaçınamayacağın bir başka yasa da yemek için paraya, uyumak için paraya, bir çift ayakkabı giyebilmek için paraya, kışın ısınmak için paraya gereksinmen olacağı ve bu parayı kazanmak için çalışmak zorunda kalacağın. Çalışmanın gerekliliğinden, çalışmanın yaşam sevinci verdiğinden, çalışmanın onurundan çok söz edecekler sana. İnanma. Bu dünyayı kim düzenlemişse onun işlerini kolaylaştırmak için uydurulmuş bir yalan.
Ama o karanlıkta, o daracık yerde, bu koskocaman ve acımasız dünyada olabileceğinden çok daha özgürsün. Orada kimseden izin almak, kimseden yardım istemek zorunda değilsin, çünkü yanında kimse yok ve tutsaklık nedir bilmiyorsun. Burada, dışarıda sayısız efendin olacak. Bunların ilki de ben olacağım üstelik. İstemeden, belki bilmeden, benim için doğru ve gerekli, ama senin için öyle olmayan şeylere zorlayacağım seni. Örnekse, işte şu minicik tatlı patikler. Benim için dünya tatlısı şeyler, ama ya senin için