''Böyle maddi zorluklar büyüktü; fakat maddi olmayanlar çok daha kötüydü. Keats ve Flaubert gibi dâhi adamların katlanılmasını öylesine güç bulduğu kayıtsızlık, dünyanın kayıtsızlığı, kadın söz konusu olduğunda yerini saldırganlığa bırakıyordu. Dünya onlara dediği gibi 'İstiyorsan yaz; benim için fark etmez.' demiyordu kadına. Dünya gülerek 'Yazmak mı? Senin yazıların ne işe yarar ki?' diyordu.''
''Cinslerden biri güvenlik ve refah içinde yaşarken diğerinin yoksulluk ve emniyetsizlik içinde yaşamasını, geleneğin ve geleneksizliğin yazar zihni üstündeki etkisini düşündükten sonra da nihayet günün buruşuk parşömenini, savları ve izlenimleriyle, öfkesi ve gülüşüyle birlikte rulo yapıp çalı çitin içine atma vaktinin geldiğini düşündüm.''