İnsanlar en önemli işleri yatarak yapar diye düşünüyorum.
Yatarak doğar, yatarak büyür, yatarak ürer, yatarak iyileşir, yatarak dinlenir, yatarak doğurur ve yatarak ölür.
Ölüm sonrasında ise hepten yatar.
Bütün bunlar yataysa, geriye dikey olarak ne kalıyor ki zaten!
Konuyu Nazım Hikmet'ten iki dizelik bir alıntıyla bitirmiş gerçekten..
"Telgrafın tellerinde serçeler
Telgraftan habersiz biçareler"
Kitabın sonuna kadar her şey çok güzeldi aslında, sadece İstanbul'u da değil Türkleri bir Fransız'ın sözleriyle incelemek de keyifliydi.
Gerçi mektupları karısına değil de patronuna yazıyor gibi ciddiyetle büyük bir araştırmayla yazması da ne kadar inandırıcı bilemiyorum.
Sonu yoktu,kitap bitiyor gibi bitmedi herhangi bir mektubu bitirir gibi bitti sonuçlanmaması çok saçma geldi bana.