Ölüm, tümüyle bir yok oluş demiştin. Hem evet hem hayır diyebilirim buna. Aklımda olduğun sürece yok olmuş sayılmazsın. Ama senin söylemek istediğin bu değildi elbette; sen bunu derken etin çürüyüp yok olmasını kastediyordun. Ama hakikat bu; sen benim içimde yaşıyorsun, ben de başkalarının içinde yaşıyor olacağım. En azından bir süreliğine.
En kötüsü de geceler. Günler en azından bir şekilde geçiyor, çünkü yapılmayı bekleyen bir sürü iş oluyor. Oysa geceler, yedi-sekiz değil yirmi dört saat sürüyor sanki - sanki bütün bir gün geceye dönüşmüş gibi, kapkaranlık, bunaltıcı, çırılçıplak uzanıp saatlerce tavana baktığı geceler geçmek bilmiyor.
Savaşın adaletle ilgisi yoktur. Şan, şeref, fedakarlık gibi ona yakın geleneksel değerlerle de işi olmaz. Benim anlayamadığım şeylerden biri de bu zaten. En yanlış tanıtılan şeylerden biri de savaş, inan bana! Basın tarafından utanmazca destekleniyor.