Uzun süreden sonra okuduğum en sürükleyici polisiye roman, elimizde sekiz gün var cinayeti çözebilecek miyiz?
Stuart Turton'un 2018 yılında Costa Kitap Ödülleri En İyi İlk Roman ödülü almış kitabı Evelyn Hardcastle'ın Yedi Ölümü'nde bir cinayet ve elimizde sekiz gün var. Blackheath Malikanesi'nde evin sahiplerinin kızları Evelyn Hardcastle için bir maskeli balo tertiplenir, bu balo gecesinde Evelyn ölür. Elimizde sekiz gün vardır, her gün aynı güne ama farklı bedenlerde uyanan ismini henüz hatırlamayan kahramanız her yeni karakterle olayların ardında ipucu toplamaya çalışır. İpucu toplama sürecinde önüne birçok engel çıkmaktadır, Ayakçı gibi mesela. Ayakçı onun konakçılarını öldürmeden cinayeti çözebilecek mi? Bedeninde olduğu kişi eğer suikasta kurban gitmezse gece yarısına kadar o bedende kalabiliyor ama eğer öldürülürse konakçının günü bitiyor ve bir daha o bedene geri dönemiyor. Zamanın her saniyesine ihtiyaç duyulan bir araştırma. Peki romanın başından beri bildiğimiz Anna kim? Ya salgın doktoru kostümlü adamın bu olaylarla ilgisi ne?
Romanın başından sonuna kadar sürükleyici bir maceraya atılıyorsunuz. Sonu çok ters köşe bitiyor, sonunda çok şaşırdım, tahminlerim alt üst oldu. :)
Her insan kendi içinde kocaman bir dünyaysa her insanın kendine ait bir dünya tarihi vardır...
Penelope Lively'nin Booker Ödüllü kitabı Ay Kırıkları, eski savaş muhabiri Claudia'nın hastane odasında dünya tarihi yazıyorum demesiyle başlıyor. Mısır asıllı yazar, 2. Dünya Savaşı dönemini Claudia'nın gözünden anlatıyor. Anlatımı sıralı değil, geçmiş ile günümüz arasını bağlayarak ilerliyor ve bu bağlantıyı kişisel yaşantısı ile o kadar güzel bağlıyor ki...
Kardeşi Gordon ile olan kıskançlık ile bağlılık arası ilişkisi, Kahire'de savaş zamanında asker olan büyük aşkı Tom ile tanışması ve ardında bıraktığı derin yaraları, annelik duyguları ve kızı ile olan soğuk bağları, sonradan hayatına dahil olan evlatlığı Macar öğrenci Laszlo... İkinci Dünya Savaşı'nın etkilerinin sadece ülkesel değil, kişisel olarak da nasıl bir yıkıma yol açtığını, insanın görünen yüzünün derinliklerinde nasıl farklı bir kişilik olacağını sayfalar arasında bulabiliyorsunuz.
Bir insanın duygusuz olduğunu düşünüyorsanız bir kez daha dönüp bakın, belki de kayıpları sonrası onu bir sandığa kapatmıştır.
Ayrıca, şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Kitap kapağı konusu ile ne alaka? Yani, bir kulüp kitabı olmasaydı ne booker ödüllü olduğunu bilirdim ne de konusunu. İnsanda mırç mırç romantik kitap hissiyatı oluşturuyor. İmla konusunda da tekrar bir üzerinden geçilmesinde yarar var.