Düşler Üzerine....
Düşler, neoanalitik psikodinamik terapilerde yorumlanır. "Düşlerin hem görünür hem de gizil içeriği vardır" der Freud. Yani rüya saçma sapan geldiği noktada aslında o görünendir, bir de bilinç-dışı çözümleyemedigimiz gizil içeriği vardır rüyaların. Bilincdışı fantazilerin, arzuların tümü düşlerde çıkar ve savunma mekanizmaları ortaya çikar, mesela sembolizasyon; " rüyamda babamı gördüm" aslında baba değil, onun size cağristirdiği bircok kişi vardır.
Arzularımız rüyalarla doyum bulur; Anna Freud, babasına rüyasında cilek yedigini anlatıyor, rüyayı analiz eden baba Freud, o gün Anna'nın çilek yemek istediğini, annesinin de izin vermediğini dolayisiyla, arzunun doyurulmadigini ortaya çıkarıyor ve Aslında Anna rüyada yediği cilekle arzusuna doyum buluyor günün kalintisi diyebileceğimiz bir düştür bu.
Freud, bilincdisina giden altın yoldur diyor rüyalar için. Terapide gizil içerik, her hasta için farklı anlamlandırılır yani biz bazen uyandigimizda "Bugün rüyamda kedi gördüm, acaba anlami ne" diye bakiyoruz, bu değil; nesnenin cok ötesinde bir imgesel ve bilincdışı boyutu vardır rüyaların. "Rüya rüyayı görenindir" diyor Freud ve bu konuda Jungla ayriliyor temel ayrilik noktasidir; Jung rüyalarin sembollere bağli oldugunu söylüyor.
Genellikle terapide, rüya analizlerinde cinsellik ve saldırganlığı ararız.
Bazen uyandığımızda bazı rüyalari hic hatirlamayız bunun nedeni aslinda egonun "delirmemek" icin kendini korumasıdır. Bu noktada "sansür mekanizması" dediğimiz şey devreye girer ve biz "Yani bi rüya gördüm ama icerigini hatirlamiyorum"deriz.
Ve son olarak Gündüz düşleri vardır bunlar Hayal kurmayı ve fanteziyi içerir..